Otomotiv sektöründe önemli bir dönüm noktasında olan Honda Türkiye, Başkan Yardımcısı Bülent Kılıçer’in açıklamalarıyla birlikte, finansman koşulları ve vergi yapıları üzerindeki beklentileri netleştirdi. Bloomberg HT’ye verdiği demeçlerde Kılıçer, hem pazarın canlılığına hem de küresel ekonomik gelişmelerin etkilerine dikkat çekerek, yıl sonuna kadar kredi limitlerinde ve ÖTV matrahlarında bir güncellemenin gerçekleşeceğini vurguladı. Bu olası revizyonun, otomobil satışlarına ve fiyatlandırmasına olumlu bir etki yaratabileceğine işaret etti.

Kılıçer, daha önceki yıllarda gözlemlenen yüzde 20-30 aralığındaki bareme yükseltmelerin, pazarda ciddi bir talep artışı yaratacağını öngördü. Ancak mevcut durumdaki maliyet dengesizlikleri ve karlılık hedefleri doğrultusunda, markaların indirim konusunda sınırlı kalabileceğini de belirterek, “İndirim ve kampanyalar yılbaşından bu yana yapıldı ve derinleşmesini bekliyorum. Ancak markaların indirimde daha da gidecek yeri kalmadı” şeklinde konuştu. Bu durum, tüketiciler için daha uzun bir süre boyunca mevcut fiyat seviyelerinde alışveriş yapma imkanı sunabilir.

Sermaye piyasalarındaki dalgalanmaların, otomotiv sektörüne doğrudan bir baskı oluşturduğunu belirten Kılıçer, finansal piyasalardaki nakit sıkışıklığının araç talebini olumsuz etkilediğini vurguladı. Özellikle otomotiv bayilerinde yaşanan sipariş iptalleri, nakit akışı üzerindeki baskıyı artırarak, üreticilerin ve dağıtımcıların stratejik kararlar almalarını zorunlu kılıyordu. Bu durum, Ekim ayı otomotiv satış verilerinin, sermaye piyasalarındaki gelişmelerden etkilenebileceği öngörüsünü beraberinde getirdi. Ayrıca, Avrupa Birliği’nin “Made in EU” yaklaşımının, Türkiye otomotiv sanayiine yönelik potansiyel riskleri de değerlendiren Kılıçer, bu düzenlemenin uzun vadede Türkiye’nin üretim kapasitesi açısından önemli bir sınav olacağını ifade etti.

Düzenlemenin kapsamının genişlemesi halinde, Avrupa’ya yönelik yatırımların artabileceği ve Türkiye’nin Avrupa otomotiv tedarik zincirindeki konumunun değişebileceği uyarısında bulundu. Türkiye’de üretilen parçaların Avrupa’daki üretim süreçlerinde eş değer kabul edilmesi, sektör açısından önemli bir avantaj sağlayarak, Türkiye’nin Avrupa otomotiv değer zincirindeki yerini korumasını destekliyor. Kılıçer, düzenlemeye ilişkin risklerin yakından takip edilmesi ve stratejik önlemler alınması gerektiğini vurgulayarak, otomotiv pazarının 2026 yılı hedeflerine ulaşması için gerekli koşulların yaratılması gerektiğinin altını çizdi. Yıl sonu satış hedeflerine ulaşma konusunda ise, Honda Türkiye’nin mevcut satış seviyelerinin yüzde 10 üzerinde bir performans sergilemeyi hedeflediğini açıkladı.”}p>p>p>p>