Eğitim arenasında yaşanan bu olay, sendika tarafından yalnızca bir bireysel tutuklama değil, aynı zamanda toplumun önemli bir kesiminin sesini bastırma girişimi olarak nitelendiriliyor. Sendika temsilcileri, tutuklanan Nehir ve Nevin öğrencilerinin, okullarda hissedilen acıyı ve çözüm arayışını dile getirmeleri nedeniyle hedef alındığını vurguluyor. Sendikaya göre, bu durum, mevcut eğitim politikalarının temel sorunlarını görmezden gelme ve eleştirilere tahammül edilemez bir yaklaşımın somut bir örneğidir.

Sendika, tutuklamanın, çocukların eğitim haklarına yönelik ciddi bir ihlal olduğunu ve demokratik ifade özgürlüğünün kısıtlanması anlamına geldiğini savunuyor. Özellikle, sendika, çocukların MESEM projesi gibi tartışmalı uygulamaların yol açtığı sorunlara dikkat çekilmediğini ve okullarda yaşanan artan şiddet olaylarına karşı gerekli önlemlerin alınmadığını vurgulayarak, Milli Eğitim Bakanı'nın istifasının gerekliliğini savunuyor. Sendika, bu durumun, bakanlığın yetersizliği ve başarısızlığının açık bir göstergesi olduğunu belirtiyor.

Sendika, bakanlığın, iki üniversite öğrencisini ‘Lise öğrencisi değillermiş’ şeklinde kriminalize etmeye çalışmasını da eleştiriyor. Sendika, öğrencilerin ifade özgürlüğünü kullanmalarının, demokratik bir hak olduğunu ve bu türden baskıların kabul edilemez olduğunu vurguluyor. Sendika, bu durumun, kamuoyunda zaten var olan güvensizliği ve memnuniyetsizliği daha da artıracağını öngörüyor.

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, Nehir ve Nevin'in serbest bırakılmasını talep ediyor ve bu sürecin, eğitim sistemindeki temel sorunlara yönelik bir çözüm üretme çabasıyla desteklenmesi gerektiğini belirtiyor. Sendika, bu olaydan çıkarılması gereken dersin, eğitimde adaletin ve özgürlüğün sağlanması olduğunu ve bu hedefe ulaşmak için gerekli adımların atılması gerektiğini vurguluyor. Sendika, kamuoyunu, bu konuyu yakından takip etmeye ve sesini duyurmaya çağırıyor.