Medya özgürlüğünün geleceği tartışılırken, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, kamuoyuna önemli bir açıklama yaptı. Bu açıklama, hukukun üstünlüğüne ve ifade özgürlüğünün korunmasına dair önemli bir çağrının sesi oldu. Arınç, ev hapsindeki gazeteci İsmail Saymaz ve tutuklu bulunan diğer basın mensuplarının durumuna dikkat çekerek, bu süreçte yaşananlara ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Arınç, geçmişteki medya sorumlulukları ve ilişkileri sırasında edindiği deneyimleri aktararak, basın özgürlüğünün ne kadar kritik bir değer olduğunu vurguladı. Özellikle, Anayasa’da tanınan basın özgürlüğünün en geniş yorumla değerlendirilmesi gerektiğini, ifade özgürlüğü ile doğrudan ilişkili olduğunu ve demokratik bir toplumun temel taşlarından birini oluşturduğunu savundu. Geçmişte, Avrupa standartlarına uygun bir ifade özgürlüğü anlayışını benimsediğini ve bu konuda geniş yorumlar yaptığını belirterek, bu yaklaşımın, medya ve sivil toplum alanında önemli bir rol oynadığını ifade etti.

Açıklamasında, özellikle Ergenekon sürecindeki yargılamalarda gazetecilere ve bilim insanlarına gösterdiği destekleri hatırlatarak, hukukun üstünlüğüne olan bağlılığını pekiştirdi. Nedim Şener, Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal gibi isimlerin beraat etmelerinde oynadığı rolü vurgulayarak, adalete olan inancını ve mağduriyet yaşayanların haklarının korunması gerektiğinin önemini vurguladı. Bu süreçte, yurt dışındaki basın kurumlarının da konuyu takip ettiğini ve Türkiye’nin bu yaklaşımını takdir ettiğini hatırladı.

Günümüzdeki İsmail Saymaz örneğini eleştirirken, gazetecilerin eleştiri ve sorgulama özgürlüğünün kısıtlanmasına asla tahammül edilemeyeceğini, bunun ifade özgürlüğünün en temel ihlali olduğunu vurguladı. Erdoğan’ın “Ne mutlu ki soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var” sözünü hatırlatarak, bu yaklaşımın, gazetecilerin çalışmalarına ve düşüncelerine saygı göstermeyi gerektirdiğini belirterek, hukukun üstünlüğüne ve demokratik değerlere bağlı kalma çağrısında bulundu. Arınç, medya özgürlüğünün, hukukun üstünlüğünün ve eleştirel düşüncenin sağlıklı bir şekilde işlemesi için vazgeçilmez olduğunu bir kez daha vurguladı.