Türkiye’nin masonik toplulukları, uzun süredir devam eden karmaşık iç çekişmelerini artık yargı mercilerinin huzuruna taşıdı. Remzi Sanver’in tutukluluğuyla başlayan ve derneğin yönetim yapısı, mali operasyonlar ve disiplin süreçleri üzerine kurulu bu tartışma, hukuki bir süreçle sonuçlanma sürecine girdi. Sanver’in Can Holding’le ilgili 88 milyar liralık şüpheli hareketliliğe ilişkin soruşturması, hem derneğin itibarını zedeledi hem de yönetimdeki boşluğu doldurmak için çeşitli hamlelerin yapılmasına yol açtı.
42 yıllık bir mason üyesi olan Ali Rıza Aral, yönetimdeki boşluğu fırsat bilerek genel kurulun toplanması talebiyle harekete geçti. Bu girişim, aynı zamanda Sanver’in tutukluluğunun ardından derneğin geleceğiyle ilgili tartışmaları daha da alevlendirdi. Aral’ın talebi üzerine İstanbul 12. Sulh Hukuk Mahkemesi, hukuki bir sürece girerek Sanver’in tahliyesini sağlayacak bir karar verdi. Ancak, Aral’ın hukuki çabaları ve disiplin sürecine dahil olması, dernek içindeki gerilimleri daha da derinleştirdi.
Yüksek Haysiyet Kurulu, Aral’a karşı disiplin soruşturması başlattı ve Büyük Görevliler Kurulu’nun 18 Temmuz 2026 tarihli kararıyla Aral, İstanbul Vadisi Haysiyet Kurulu’na sevk edildi. Bu karar sonucunda, soruşturma süresince Aral’ın loca faaliyetlerine katılması ve dernek lokasyonlarına girmesi kesinlikle yasaklandı. Aral’ın bu durumuyla ilgili yaptığı itirazlar ve açtığı davalar, hukuki süreçte daha da karmaşıklık yarattı. Mahkeme, tarafların tüzük, yazışmalar ve soruşturma dosyalarını incelemek üzere bir bilirkişi heyeti görevlendirdi ve dava ilk duruşması 6 Ocak 2027’de gerçekleşecek.
Masonlar arasındaki anlaşmazlıklar, Türkiye’de uzun bir süredir devam eden bir gerilim unsurudur. 9 Mart 2004’te Kartal Yakacık Şubesi’ne yapılan saldırı, masonik toplulukların güvenliği ve statüsü konusunda ciddi endişelere yol açmıştı. Ayrıca, Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nda büyük üstatlık görevini yürüten Kaya Paşakay’ın döneminde ortaya çıkan bütçe aşımları ve usulsüzlük iddiaları da yargı önüne taşınmıştı. Bu davalar, masonik toplulukların şeffaflığı, hesap verebilirliği ve hukuki süreçlere uyumu konularında önemli tartışmalara zemin hazırladı. Mevcut durum, masonik toplulukların geleceğini ve Türkiye’deki benzer örgütlerin faaliyetlerini etkileme potansiyeli taşıyor.