AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, CHP'li Özgür Özel'in son dönemde gündeme gelmiş olan bir yazısıyla ilgili açıklamalarda bulunarak, siyasi arenadaki tartışmalara yeni bir boyut getirdi. Yayman, Özel'in Financial Times gibi uluslararası tanınmış bir gazetenin sayfalarında yer alan görüşünün, Türkiye'nin siyasi stratejisi ve milli çıkarları açısından ciddi bir eleştiri olduğunu savundu. Bu durum, yabancı medyanın Türkiye'nin iç işlerine karışmasının ve uluslararası arenada Türkiye'nin itibarını zedelemeye yönelik bir çaba olarak değerlendirildi.
Yayman, açıklamalarında, siyasi mücadelelerin hiçbir şekilde yabancı gazetelerin köşe yazılarında, özellikle de uluslararası tanınmış yayın organlarının sayfalarında yaşanmaması gerektiğine vurgu yaptı. ‘Siyasi mücadele, milletimizin huzurunda, demokratik zeminde ve sandıkta verilmelidir,’ ifadesini kullanarak, Türkiye'nin geleceğine yön verecek olan karar merciinin aziz milletin iradesi olduğunu, devletin güvenliğinin ve milletin itibarının günlük siyasi hesaplara malzeme yapılamayacak kadar değerli olduğunu vurguladı. Bu yaklaşımın, Türkiye'nin uluslararası arenadaki konumunu zayıflatabileceğine dikkat çekti.
Yayman’ın eleştirileri, özellikle Cumhurbaşkanlığı tarafından da desteklenen bir söylemle şekilleniyor. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Recep Tayyip Erdoğan'ın, ‘Ülkesini başkalarına şikayet edenler bizim vizyonumuza erişemez,’ sözleri, bu tartışmaların merkezine yerleşti. Bu durum, Türkiye'nin dış mihrapların etkisinden uzak, bağımsız ve güçlü bir şekilde yoluna devam etme hedefinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye'nin uluslararası arenada söz sahibi olması, milli iradeye güvenerek, demokratik değerlere bağlı kalarak ve güçlü bir ekonomiye sahip olarak mümkün olacağını savlandı.
Sonuç olarak, Yayman’ın açıklamaları, Türkiye’nin siyasi stratejisinin temel unsurlarından biri olan milli irade ve uluslararası ilişkilerdeki bağımsızlığa vurgu yapmaktadır. Özel'in yabancı bir medya aracılığıyla yaptığı değerlendirmenin, Türkiye'nin siyasi hedeflerine ulaşmasını engelleyebilecek bir unsur olarak kabul edildi. Bu durum, Türkiye'nin dış politikası ve iç siyaseti arasındaki dengeyi koruma çabasının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.