Türkiye’de iş cinayetlerinin kabul edilemez bir sıklıkla yaşanması, son yıllarda iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarının da bu tartışmalara dahil olmasına neden oldu. Son 5 yılda yaklaşık 9 bin 513 işçinin hayatını kaybettiği bu acı tablo, uzmanların “suçlu” muamelesi görmesi üzerine endişelere yol açtı. Sendikalar ve dernekler, işverenlerin yükümlülüklerini uzmanlara yüklemesi ve yaptırım gücü olmayan suçlamaların uzmanların mesleki bağımsızlığını tehlikeye sürdüğünü savunuyor.

İzmir’de yaşanan ve altı işçinin hayatını kaybettiği rezidans inşaat kazası, bu durumun en çarpıcı örneğini oluşturdu. Uzman Fikret A., 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ancak, bilirkişi incelemelerinde vincin düzensiz yükseltilmesi, yeterli eğitim ve donanıma sahip olmayan işçilerin, güvenli çalışma ortamının sağlanamaması gibi faktörlerin kaza nedenine yol açtığı tespit edildi. Uzmanın raporlarında ilk başta kusursuz, ikinci ve üçüncü raporlarda ise asli kusurlu bulunması, sendika ve dernekler tarafından dikkat çekilen bir paradoksu ortaya koydu: Uzman, riskleri bildiği ve önlemlerin alınması gerektiğini vurguladığı halde, işverenin operasyonel kuralları uygulamaması nedeniyle suçlandı.

TÜM İş Güvenliği Uzmanı, İşyeri Hekimi, Diğer Sağlık Personeli ve OSGB Çalışanları Sendikası (TÜM İSG-SEN) ve ilgili dernekler, bu durumun düzeltilmesi için harekete geçti. Sendika Başkanı Coşkun Çolak, “Uzmanız, günah keçisi değiliz. Bildirdiğimiz tedbirleri hayata geçirmek işverenin yükümlülüğü” diyerek, savcıların uzmanlara otomatik olarak tutulması ve göstermelik para cezalarının uygulanması gerektiğini vurguladı. Çolak, devasa inşaat sektöründe yaşanan kaza senaryolarında, büyük patronlar yerine şantiye şefleri ve İSİG uzmanlarının “ortaya atılması”nın da bir sorun olduğunu belirterek, uzmanların mesleki bağımsızlıklarını kazanmasını ve ücretlerinin kamu eliyle bir havuzdan ödenmesini talep etti.

<

İnşaat ve yol sektörü, iş cinayetlerinin en yoğun yaşandığı alanlar olarak öne çıkıyor. Dev Yapı-İş Sendikası Başkanı Özgür Kalabulut, şantiyelerdeki İSİG uzmanlarının statüsüne dikkat çekerek, “Önlemleri maliyet olarak görüp tedbir almayan patronlar elini kolunu sallayarak gezer, gücü elinde tutanlara dokunulmazken kendisi de bir çalışan olan uzmanlar cezalandırılmakta” dedi. Uzmanların, rehberlik göreviyle birlikte maaşını aldığı işverene karşı yaptırım uygulaması gerektiği, işyerinde sorun yaşayıp işten çıkarılan uzmanların da giderek arttığı vurgulandı. Avukat Berrin Demir, işverenlerin uzmanları tehdit ettiğini ve mevzuatın milyonluk yatırımlar karşısında uzmanın işi durduramayacağını savladığını belirterek, işten çıkarılma ve uzun süren davalar nedeniyle uzmanların mesleki bağımsızlıklarını koruyamayacağını ifade etti.”}ص