Ankara’nın Beypazarı ilçesi, doğal ve tarihi mirasıyla göz kamaştıran bir köydür. Doğanyurt köyünde, bu zenginliklerin korunması amacıyla yürütülen çalışmalar, bir maden girişimiyle yeniden gündeme geldi. 2022 yılından beri, Kalker Ocağı ve kırma eleme tesisi kurmayı hedefleyen Yusuf Ağa Maden şirketi, köylülerin ve çevre örgütlerinin direnişiyle karşı karşıya. Bölgenin, sit alanı niteliği taşıyan eşsiz bir yapısı, bu çabaların temelini oluşturuyor.

20 Ekim 2026’da, şirketin ısrarı sonucu yapılan bir bilgilendirme toplantısında, Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği’nden orman mühendisi Ahmet Demirtaş, yaşananların detaylarını Cumhuriyet’e aktardı. Şirketin, ‘ÇED gerekli değildir’ kararıyla başlayan ve çevrecilerin çabalarıyla iptal olan süreçte, sürekli olarak farklı stratejiler geliştirdiği ve bölgeye açılmak istediği ortaya çıktı. Demirtaş, şirketin, ‘su uyur sermaye uyumaz’ derken, süreci değiştirmesine rağmen, projeye olan bağlılığını sürdürdüğünü vurguladı. Bu durum, bölgenin geleceği için ciddi bir endişe kaynağı oluşturuyor.

Demirtaş’ın aktardığına göre, şirketin, ‘ÇED gerekli değildir’ kararı alabilmek için uyguladığı stratejiler, bölgenin jeolojik yapısıyla doğrudan bağlantılı. 25 hektarlık bir alanda faaliyet göstermeyi hedefleyen proje, aslında 14 veya 23 hektar gibi daha küçük alanlarla başvuru yapılmış. Ancak, şirketin, projenin detaylarını değiştirmesiyle birlikte, bu alanın büyüklüğü de artırıldı. Köy sakinlerinin, maden ocağının bölgedeki evlerin yıkılmasına, toz, duman ve gürültü kirliliğine yol açacağını endişesi, toplantıda da dile getirildi. Aynı zamanda, bölgede bulunan çok sayıda ağaç fosilinin de tahrip edilmesi, bölgenin doğal ve jeolojik mirasının zarar görmesine neden olacaktı.

Orman mühendisi Demirtaş, yapılan araştırmalar sonucunda, bölgede ‘bataklık servisi, sekoya, çam, akçaağaç, erguvan, sakız ağacı, kavak/söğüt, karaağaç” gibi çeşitli ağaç fosillerinin bulunduğunu açıkladı. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’nden Prof. Dr. Ünal Akkemik aracılığıyla yapılan inceleme raporuna göre, bölge erken Miyosen döneminde (23-18 milyon yıl öncesi) zengin bir ağaç çeşitliliğine sahipti. Bu fosiller, bölgenin geçmişteki iklim koşulları, orman yapısı ve jeolojik süreçler hakkında önemli bilgiler sunuyordu. Bu keşifler, bölgenin korunması gereken bir doğal ve jeolojik mirasa sahip olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Bu tür ağaçların günümüzde sadece Çin ve Vietnam’da yetiştiği gerçeği, Doğanyurt Köyü’ndeki bu keşfin önemini daha da artırıyordu.