Avrupa’nın geleceği, karmaşık ve çalkantılı bir tablo çiziyor. Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, bu karmaşanın merkezinde, demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün zedelenmesinin yattığını vurgulayarak, dikkatli bir değerlendirme sunuyor. Özellikle, 2018’den bugüne yaşanan demokratik gerileme ve hukukun üstünlüğündeki erozyon, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılım sürecini tamamen dondurmuş durumda. Bu durum, geleceğin yazılmasında önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Günümüzde, Avrupa’nın çeşitli bölgelerinde milliyetçilik ve aşırı sağ söylemlerin yükselişi, AB’nin temel değerleriyle çelişiyor. Ancak, bu yükselişin, geleceği tamamen karartacağını düşünmek yerine, tarihin en zorlu dönemlerinde bile umudu koruma ve iyileştirme potansiyelini görmezden gelmek gerekiyor. Türkiye’nin AB sürecindeki sorunları, Avrupa’nın genelindeki demokratik değerlere yönelik bir uyarı niteliğinde. Bu süreçte, hukukun üstünlüğünün korunması, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması ve siyasi partilerin özgürce faaliyet gösterebilmesi, geleceğin güvenliği için olmazsa olmaz şartlar.
Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye’ye yönelik eleştirileri, özellikle de Türkiye’deki fon krizinin ve ekonomik sıkıntıların, hukukun üstünlüğüne duyulan güveni nasıl zedelediğini ve ekonomik performanstan ayrı düşünülemeyeceğini ortaya koyuyor. Belediye Başkanı İmamoğlu’nun gözaltına alınması veya CHP Kurultayı’nın iptal edilmesi gibi kararların yarattığı mali etkiler, Türkiye’nin demokratik süreçlerin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Hükümetin, ekonomik ve siyasi adımlarının uyum içinde olması, yatırım ortamını ve yabancı yatırımcıların Türkiye’ye bakışını olumlu etkileyecektir. Aksi takdirde, Türkiye’nin AB ile ekonomik ilişkileri ve uluslararası arenadaki itibarı daha da zarar görecektir.
Avrupa Birliği’nin, Türkiye’deki demokratik standartları değerlendirirken, diğer üye ülkelerdeki hak ihlallerine ve protestolara karşı aynı tutumu sergilemesi, çifte standart olarak algılanmamalıdır. Avrupa’da toplanma ve ifade özgürlükleriyle ilgili yaşanan sorunlar, demokrasinin temel değerlerinin korunması için önemli bir uyarı niteliğindedir. Bu sorunlara çözüm bulmak için, AB’nin, üye devletlerinde ve Türkiye’de de temel özgürlüklere saygıyı artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürmesi gerekmektedir. Geleceğin şekillenmesinde, demokratik değerlerin korunması ve insan haklarının güvence altına alınması, en önemli öncelikler arasında yer almalıdır.