İran Meclis Başkanı Ebu Ali Kalibaf, son dönemde yaşanan küresel ekonomik değişimlere paralel olarak ülkesinin petrol stratejilerinde radikal bir dönüşüm geçirdiğini duyurdu. Televizyon programında yaptığı açıklamalar, İran'ın yeniden küresel piyasalara açılmasının ve ekonomik gücünü artırmasının ilk işaretleri olarak değerlendiriliyor. Kalibaf, deniz ablukasının sona ermesiyle birlikte, petrol ihracatında kaydedilen muazzam ilerlemeyi vurgulayarak, ‘Petrol yaptırımlarının etkisinin son bulduğu ve İran'ın piyasalara daha agresif bir şekilde girdiği’nı ifade etti.
Kalibaf, bu dönemde 40 milyon varilden fazla petrolün kısa bir sürede (10-12 gün) ihraç edildiğini belirterek, daha önce 50 günde ancak gerçekleşebilen ihracat hevesini geride bıraktığını söyledi. Ayrıca, İran'ın yurt dışında toplam 24 milyar dolarlık bir varlığının bulunduğunu ve bu tutarın önemli bir bölümünün, ülkenin ihtiyaç duyduğu malları tedarik etmek amacıyla Merkez Bankası'nın tasarruf hesabına aktarılacağını açıkladı. Bu hamle, İran'ın ekonomik bağımsızlığını güçlendirme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.
Hürmüz Boğazı'ndaki egemenlik haklarına da değinen Kalibaf, bu stratejik noktaya gösterdiği önemi vurgulayarak, İran ve Umman'ın boğaz üzerindeki haklarının mutlak olduğunu ilan etti. İran'ın belirlediği deniz geçiş düzenlemelerine uyulması gerektiğinin altını çizdi ve ‘İslam dünyasının güvenliğinin korunması ve gemi sigorta maliyetlerinin düşürülmesi’ gibi hedeflere ulaşmak için Humeyz Boğazı'nın kontrolünün önemine dikkat çekti. Kalibaf'ın bu söylemi, İran'ın bölgedeki etkinliğini artırma ve uluslararası deniz ticaretinin güvenliğinin sağlanmasına katkıda bulunma amacını yansıtıyor.
Kalibaf'ın, ABD ile sürdürülen diplomatik sürecin geleceği hakkında yaptığı değerlendirmeler ise dikkat çekiciydi. Taraflar arasında imzalanan mutabakat zaptında yer alan beş temel maddenin uygulanmaması durumunda müzakerelerin yeniden başlamayacağını sert bir şekilde ifade etti. ‘İslamabad Mutabakatı’ olarak bilinen bu anlaşmanın, ABD'nin başarısızlığının bir kanıtı olduğunu savundu. Ayrıca, Lübnan'daki gelişmelerle ilgili olarak İran, Umman ve ABD arasında ortak bir komite kurulacağını ve İran'ın büyükelçisinin bu komitede görev alacağını duyurdu. Nükleer program konusuna da değinen Kalibaf, İran'ın nükleer silahların yayılmasının önlenmesi anlaşmasına bağlı kaldığını ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile iş birliğini sürdürdüğünü vurgulayarak, uranyum zenginleştirme hakkının İran'ın yasal bir hakkı olduğunu ifade etti. Füze kapasitesinin ise herhangi bir müzakerenin konusu olmayacağını belirterek, İran'ın savunma stratejisine dair net bir mesaj verdi.”}