Rusya'nın lideri Vladimir Putin, Avrupa'daki karmaşık ve hassas tartışmalara resmi bir zeminde yanıt verdi. Rus devlet kanalı Vesti'ye yaptığı açıklamada, Avrupa'daki ekonomik ve sosyal zorlukların temel nedenlerini yönetimlerin kendi seçimleri ve politikaları olarak değerlendirdi. Putin, Avrupa liderlerinin yaşanan sorunları üstlenmek yerine, Rusya'yı suçlama eğiliminde olduklarını vurgulayarak, bu durumun Avrupa'daki yönetimlerin zayıflığını ve sorumluluktan kaçışını gösterdiğini savundu.
Putin'in açıklamaları, özellikle Avrupa'daki yüksek kamu borçlarına dikkat çekerek, İtalya'da yüzde 139 gibi aşırı bir seviyeye ulaşan borcun, yönetimlerin uzun vadeli stratejilerindeki eksiklikleri ortaya koyduğunu belirtti. Ayrıca, göçmen sorununu da önemli bir faktör olarak değerlendirerek, Avrupa ülkelerinin bu konuda yeterli hazırlıksızlık içinde olduğunu, bunun da toplumsal uyumsuzluklara ve istikrarsızlığa yol açtığını ifade etti. Putin, bu noktada, Avrupa'nın kendi politikalarını değerlendirerek, bu sorunların kökeninde yatan nedenleri anlaması gerektiğini vurguladı.
Putin'in enerji politikaları konusundaki değerlendirmeleri de dikkat çekiciydi. Rusya'nın Avrupa'ya enerji kaynakları tedarik etmeyi reddetmediğini, aksine Avrupa ülkelerinin Rusya'dan petrol, doğal gaz ve diğer enerji ürünlerini satın almaya devam ettiğini hatırlattı. Avrupa'nın Rusya'dan gelen ürünlere yönelik kısıtlamalarının, pazar payının sadece yüzde 20'sini oluşturmasına rağmen, Rus sıvılaştırılmış doğal gazının Avrupa pazarındaki önemini göz ardı etmedi. Putin, Avrupa'nın Rusya'dan her şeyi yasaklama politikasını ise 'aptalca' olarak nitelendirerek, bu politikanın başarısız olduğunu ve Rusya'nın Avrupa ekonomisine olan katkısını azalttığını savundu.
Son olarak, Putin, Rusya'nın çok uluslu yapısını ve ulusal topluluklar arası ilişkilerine verdiği önemi vurgulayarak, Avrupa'daki sorunlara karşı aşırı tepkilerden kaçınılması gerektiğini belirtti. Kremlin'den bu şekilde açık ve doğrudan bir cevap, Avrupa ile Rusya arasındaki gerilimin tırmanmasını engelleme ve diyalog kanallarını açık tutma çabası olarak değerlendirilebilir.