Tunceli’de 2020 yılının Ocak ayında ortadan kaybolan Gülistan Doku vakası, adeta bir trajediye dönüşmüş ve 7 yıldır ailenin umutsuzluğa kapıldığı bir süreç boyunca çözüme ulaşmamıştı. Cinayet şüphesi üzerine başlatılan soruşturma, şimdi aile avukatı Ali Çimen’in çarpıcı ifadeleriyle yeniden gündeme geldi. Çimen, operasyonların ardından, Gülistan’ın baraj gölünde intihar ettiği algısının, sistemik bir örtbas sonucu yaratıldığını iddia etti.
Operasyonlar kapsamında 7 ilde eş zamanlı baskınlar düzenlenmiş, 13 kişi gözaltına alınmıştı. Bu gözaltı kararlarının ardından konuşan avukat Çimen, olayın karmaşıklığını ve soruşturmadaki eksiklikleri dikkat çekici bir şekilde vurguladı. Aile, Gülistan’ın baraj gölünde olmadığına dair kesin delillere rağmen, ısrarla intihar senaryosuna odaklanıldığını ve bu durumun üst düzeyde görevli bir birey tarafından bilinçli olarak yaratıldığını savundu. Bu durum, ailenin 220 gün boyunca barajın çevresinde beklemek zorunda kalmasına ve dosyanın 3 farklı başsavcı tarafından incelenmesine neden olmuştu.
Çimen’in açıklamaları, soruşturmanın uzun sürmesinin ardındaki nedenleri de açığa çıkarıyordu. Üst düzey bir kamu görevlisinin gözaltına alınmaması, faillerin suçlarını örttükleri ve mağduriyetin devam ettiği bir ortamın yarattığı endişeleri artırıyordu. Avukat, bu durumun, adaletin gecikmesi nedeniyle kadın cinayetlerine karşı bir tehdit oluşturduğunu ve kadınların güvenliğinin tehlikeye girdiğini belirtti. Özellikle kadın kurumları, basın mensupları ve emekçilerin bu davaya gösterdiği özel ilgi, soruşturmanın etkinliğinin eksikliğini daha da belirginleştiriyordu.
Soruşturmanın 7. yıl dönümünde, ailenin avukatı Ali Çimen, adalete olan taleplerini yükselterek, üst düzey kamu görevlisinin derhal gözaltına alınmasını ve yargılanmasını talep etti. Çimen’in bu çağrısı, Gülistan Doku’nun trajik öyküsünün sadece bir cinayet davası olmadığını, aynı zamanda kadınların sistematik olarak maruz kaldığı şiddet ve örtbasların bir sembolü olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Soruşturmanın hızlandırılması ve faillerin cezalandırılması, kadınların güvenliğinin sağlanması ve adaletin tecelli etmesi için hayati önem taşıyor.