Türkiye Cumhuriyeti, uluslararası arenada stratejik önemini ve etkinliğini sürdürürken, milli güvenliğinin en kritik unsurlarından birinin güçlenmesine yönelik adımlar atmak zorundadır. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bu noktada askeri hastanelerin yeniden hayata geçirilmesinin, Türkiye’nin NATO’daki rolünü ve bölgesel güvenliğe katkısını doğrudan etkileyen hayati bir değer olduğunu açıkça ifade etti.
Bahçeli’nin vurguladığı temel nokta, Türkiye’nin NATO içerisinde askeri hastanesi bulunmaması ve bu durumun ordumuzun büyüklüğüyle orantısız bir noksanlıktır. Bu eksiklik, stratejik üs ve liman ekosistemlerimizi destekleyen jeopolitik omurgamızı zayıflatmaktadır. Vatanın namusunu korumak, Türk hekimlerinin görevini sadece bir meslek değil, milli beka ile özdeşleşmiş bir sorumluluktur. Askeri hastanelerin yeniden açılması, bu sorumluluğun en etkili ve doğrudan göstergesidir.
Türkiye, Kore dağlarında Mehmetçik’in destansı kahramanlığı gibi, Balkanlar’da Bosna’nın yarasına merhem olmak, Afganistan’da Kabil’in güvenliğinden eğitimlere katılmak gibi uluslararası görevlerde gösterdiği üstün başarılarla, ittifakın güneydoğu kanadını ayakta tutan ve kritik bir kaldıraç görevi üstlenmektedir. Şanlı Türk Hava Kuvvetleri’nin Polonya’dan Romanya’ya kadar uzanan geniş coğrafyalarda hava polisliği yaparak müttefiklerin güvenliğini koruması da, devletimizin fedakarlığına ve sorumluluğuna bir kez daha şahitlik etmektedir.
Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi, Türkiye’nin ittifakın geçmişini, gününü ve geleceğini bir senteze ulaştırarak, ittifakın yarınlarının şekillenmesinde başat rol üstleneceği önemli bir fırsattır. Bu zirve, Türkiye’nin milli güvenliğinin korunması ve uluslararası arenada etkinliğinin artırılması için atılacak adımların tartışılacağı, stratejik bir platform oluşturacaktır. Askeri hastanelerin yeniden faaliyete geçirilmesi, bu stratejik hedeflere ulaşmanın ilk ve en önemli adımı olacaktır.