Türkiye’nin 1966’sının tozlu yollarında, İstanbul ile Ankara arasındaki yolculuklar, kimi zaman kesintiye uğramış, kimi zaman da beklenmedik dramlara sahne olmaktaydı. Özellikle Düzce bölgesindeki yollar, geceleyin karanlığın ve ıssızlığın gölgesinde, riskli bir hale geliyordu. Bu tehlikeli güzergahta, 6 Eylül 1966’da yaşanan olay, tarihin sayfalarına acı bir şekilde kazınacaktı.

O gün, 58 plakalı bir taksi, İstanbul’dan Ankara’ya doğru yola çıkmıştı. Taksi şoförü Muharrem Çelik, yolcular arasında Amerikalı kadın üsteğmen Brenda L. Howard ve müzisyen nişanlısı Türk, vardı. Yolculuğun ilk saatlerinde her şey normal görünüyordu. Ancak Düzce yakınlarına ulaştıklarında, bu yolculuk, cinayetle sonuçlanan, tarihin akışını değiştiren bir dönüm noktasını işaret edecekti. Olay yerinde, bir köylü tarafından fark edilen ağır yaralı bir adam, hayat mücadelesi veriyordu. Bu adam, taksi içinde gerçekleştirilen saldırının kurbanlarından biriydi: Birol Soyulgan.

Olay yerinde ilk incelemeler, taksinin silahlı saldırıya uğradığını ortaya koydu. Şoför Muharrem Çelik ve üsteğmen Brenda L. Howard, tabancalarla vurularak hayatını kaybetti. Birol Soyulgan ise ağır yaralarla kurtulmuştu. Bu trajik olay, sadece iki insanın hayatını sonlandırmakla kalmamış, aynı zamanda Türkiye’nin güvenlik ve istihbarat dünyasında da önemli yankılar yaratmıştı. Olayın ardından, soruşturma başlatıldı ve onlarca kişi sorgulanırken, kimin bu ölümcül saldırıyı gerçekleştirdiği büyük bir bilinmezlik içinde kalmaktaydı.

Soruşturma heyetinde Bolu ve Sakarya polisleri, İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve Emniyet Genel Müdürlüğü uzmanları yer alıyordu. Amerikalı dedektiflerin de dahil olduğu kapsamlı soruşturma, cinayetin ardındaki sır perdesini çözmek için yoğun çaba gösteriyordu. Ancak, olay yerinde bulunan parmak izlerinin kimliğinin belirlenememesi, soruşturmayı karmaşıklaştırıyordu. Olayla ilgili elde edilen maddi deliller, soruşturmanın ilk aşamasında sonuç vermedi ve cinayetin aydınlatılması uzun yıllar boyunca mümkün görünmüyordu. Bu karanlık olay, Düzce’nin tozlu yollarında, Türkiye’nin geçmişine unutulmaz bir gölge düşürmüştü.