İstanbul’un kalabalık uğrak yeri olan Kadıköy’deki Terminal Kadıköy, beklenmedik bir dijital eyleme sahne oldu. Söğütlüçeşme viyadüğünün altında yer alan ve uzun süren tartışmaların ardından açılan bu modern yapı, bir reklam ekranının hacklenmesiyle kentin geleceği hakkında yeni soruları beraberinde getirdi. Ekranın panosuna yansıtılan ‘Bu bina kent suçudur’ başlığı, sadece bir teknik arıza değil, aynı zamanda derinlere uzanan bir kent hakları mücadelesinin sembolü haline geldi.

Bu olay, projeye başlamadan önce bölgenin nasıl bir yer olduğunu hatırlatıyor. Geçmişte geniş yeşil alanlar ve sokak hayvanlarının yaşam alanı olan bu alan, AVM dönüşümüyle birlikte bir anlatı üzerinden ‘izbe’ ve ‘güvensiz’ olarak yeniden tanımlandı. Kent hakları savunucuları, bu dönüşümün, kentin gerçek ihtiyaçlarını ve gelecek vizyonunu göz ardı eden bir rant operasyonu olduğunu vurguluyor. Projenin, deprem toplanma alanlarının ve kentsel yeşil alanların, AVM projelerine kurban edildiğini savunarak, kentlerin geleceği için önemli bir uyarı niteliğinde bir çağrıda bulunuyor.

Polen Ekoloji Kolektifi’nin sosyal medya paylaşımları, bu durumu daha da çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Neoliberal politikaların kentleri nasıl biçimlendiğini, kâr odaklı kararların kentlerin dokusunu nasıl tahrip ettiğini ve bu süreçte yaşamın temel ihtiyaçlarının nasıl göz ardı edildiğini anlatıyor. ‘Bu bina bir kent suçudur’ sloganı, sadece bir eleştiri değil, aynı zamanda kentlerin geleceği için bir mücadele çağrısıdır. İnsanların güvenli ve sağlıklı yaşamını sağlamak, kentlerin en temel görevidir.

Bu dijital protesto, İstanbul’un kent planlama stratejileri hakkında ciddi sorular sormamıza neden oluyor. Kentlerin her santimetrekaresi kâr maksimizasyonuna göre planlanırken, yaşamın kalitesi nasıl sağlanıyor? Veri toplama ve dijital gözetim, kentsel yaşamı nasıl etkiliyor? Kanalizasyonlar, çıkmaz sokaklar ve apartman boşlukları da AVM projelerine kurban edilirse ne olur? Bu sorular, kent hakları savunucularının gündeminde yer alırken, hepimize kentimizin geleceği hakkında düşünme sorumluluğu veriyor.