Türkiye turizm sektörü, 2027 yılına büyük bir belirsizlikle adım atıyor. Yılın başında 68 milyar dolarlık gelir hedefiyle başlayan tablo, jeopolitik riskler, enerji piyasalarındaki istikrarsızlık ve değişen tüketici alışkanlıkları nedeniyle ciddi bir gerilemeyle sonlanma potansiyeli taşıyor. Sektör uzmanları, son yıllarda yaşanan mali yükümlülüklerdeki astronomik artışın, karlılık üzerinde derin bir etki yarattığını ve 2027’nin, benzer sorunların devam edeceği bir yıl olarak öngörülmesine neden olduğunu belirtiyor.
Sektör temsilcilerinin raporlarına göre, 2019’dan bu yana turizm gelirlerinde çift katlı bir büyüme kaydedilmiş olsa da, aynı dönemde giderler yüzde 4’lük bir artıştan muazzam bir oranda, yaklaşık dört kat artarak, karlılık üzerinde yıkıcı bir etki oluşturmuş. Bu durum, işletme sahiplerini fiyat artışları konusunda ciddi bir noktada tereddüt ettiriyor. Rekabet avantajını koruma hedefiyle birlikte, aşırı fiyat artışlarının müşteri kaybına yol açacağı endişesi hakim. ‘Turizm, ülkemizin en değerli sektörü’ ifadelerini kullanan Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği Başkanı Kaan Kavaloğlu, 2027’nin, mevcut koşullar altında 2026’dan daha zorlu geçebileceğine işaret ediyor.
Özellikle, uçak bileti fiyatlarındaki artış, tüketici davranışlarını olumsuz etkileme potansiyeline sahip. Fiyatların yükselmesi, özellikle Avrupa’dan gelen turistlerin tercihlerini değiştirebilir. Kavaloğlu, “Fiyatları çift haneye yükseltmek artık mümkün değil. Çünkü rekabetçi olma özelliğimizi kaybettirir bize” diyerek, kurdaki dalgalanmaların ve enflasyonun turizm sektörünün sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini vurguluyor. Sektörün geleceği, kurun belirli bir seviyede stabil kalması veya enflasyonun kontrol altına alınması gibi faktörlere bağlı görünüyor.
Yılın ilk aylarında gözlemlenen 650 bin kişilik turist kaybı, sektörün kırılganlığını ortaya koyarken, Antalya’da yüzde 5’lik bir düşüş, genel eğilimin devam ettiğinin kanıtı. Almanya, İngiltere, Polonya, Hollanda ve Romanya gibi önemli pazarlarda yaşanan düşüşler, turizm sektörünün küresel rekabetteki zorluklarını da gözler önüne seriyor. Sektör temsilcileri, güçlü finansal yapıya sahip şirketlerin krizlere dayanabileceğini, ancak zayıf yapıdaki firmaların hizmet kalitesinden ödün vererek maliyetleri düşürmeye çalışmasının, en büyük risk olduğunu belirtiyor.