Küresel enerji piyasasında şok etkisi yaratan bir durum ortaya çıktı: Tarihi düzeyde petrol arzında yaşanan ani ve sert düşüş, küresel ekonomiyi ve enerji güvenliğini derinden etkileyen bir dönüm noktası olarak karşımıza çıkıyor. ABD ve İsrail ile İran arasındaki gerilimlerin yoğunlaştığı bu dönemde, Orta Doğu’daki hassas enerji altyapısına yönelik saldırılar ve Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş kısıtlamaları, küresel petrol arzında devasa bir boşluğa neden oldu. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) hazırladığı raporlara göre, bu durum, petrol piyasasını adeta alt üst etti.
Mart ayında, küresel petrol arzı, önceki aya göre yaklaşık 10 milyon 120 bin varil oranında bir düşüşle 97 milyon 50 bin varile gerilemiş ve bu, tarihin en büyük arz kesintisi olarak kayıtlara geçmiş. Bu düşüşün altında yatan nedenler ise oldukça karmaşık: Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC dışı birçok üretici ülkenin üretimlerini azaltması, Orta Doğu’daki güvenlik risklerinin artması ve özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki tanker geçişlerine uygulanan kısıtlamalar, arzın azalmasında önemli bir rol oynadı. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve İran gibi büyük üreticilerin üretimindeki düşüşler, küresel enerji dengesini ciddi şekilde bozdu.
Ancak durumun tümü bu kadar basit değil. Kazakistan gibi bazı ülkelerin üretim artışları, bu düşüşü kısmen dengelemeye çalıştı. Yine de, Katar’daki üretim kesintileri ve Brezilya’daki rekor üretim, küresel arzdeki genel düşüşü azaltamadı. IEA’nın öngörüsüne göre, küresel petrol talebi bu yıl yaklaşık 80 bin varil oranında azalacak ve 104 milyon 259 bin varil seviyesine gerileyecek. Bu, geçen ayki raporlardaki artış beklentisinin tam tersine bir yönelim ve küresel ekonomide belirsizliklerin artmasına işaret ediyor.
Bu durum, sadece enerji piyasasını değil, aynı zamanda küresel ekonomiyi ve siyasi dengeleri de etkileyecek gibi görünüyor. Kovid-19 salgınının ardından yaşanan toparlanma beklentisi suya düşürülürken, savaşın yarattığı belirsizlikler, enerji fiyatlarında ciddi dalgalanmalara neden olabilir. OECD ülkelerinden günlük 200 bin varil ve OECD dışı ülkelerden 530 bin varil daha fazla talep azalması beklenirken, bu durum küresel enerji piyasasında uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.