Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesi, uzun süren yargılama sonucunda Gül Tut’un trajik ölümüne ilişkin davada önemli bir karar açıkladı. Bu karmaşık olayda, kızı Tuğyan Ülkem Gülter’in, cinayetten suçlu bulunmadığına hükmedildi. Mahkeme heyeti, delil eksikliği ve tanık anlatımındaki çelişkiler nedeniyle, ‘tasarlama’ suçunun oluşmadığına karar verdi. Bu karar, olayın karmaşıklığı ve tanıkların tutarsız ifadeleri göz önüne alındığında, hukuki bir değerlendirme sunmaktadır.
Mahkeme, tanık Sultan Nur Ulu’nun olayla ilgili ifadesini, kamera kayıtları, bilirkişi raporları ve diğer mevcut delillerle birlikte değerlendirdi. Ulu’nun, o gece olayların şahitliği yaptığı ve olayın gerçekleşişini ayrıntılı olarak anlattığına dikkat çekildi. Ancak, tanığın ifadesindeki bazı tutarsızlıklar ve çelişkiler, mahkeme heyetinin sanığın suçlu olduğuna hükmetmesini engelledi. Tanık, olayın ilk ifadelerinde düşme anını görmediğini belirtmiş, ancak daha sonraki açıklamalarında olayı daha net bir şekilde tarif etti. Mahkeme, bu çelişkileri birbiriyle uyumlu bulup, tanığın güvenilirliğini teyit etmiştir.
Kararın merkezinde, olay yerindeki kamera kayıtlarının ve bilirkişi raporlarının rolü bulunmaktadır. Kamera kayıtları, Gül Tut’un o geceki hareketlerini, kızı Tuğyan Ülkem Gülter ile tanık Sultan Nur Ulu’nun birlikte bulunmasını göstermiştir. Bilirkişi raporları ise, düşme olayının nasıl gerçekleştiğine dair önemli bilgiler sunmuştur. Ancak, bilirkişi raporlarında, olayın tam olarak nasıl meydana geldiği ve Gülter’in annesini kasten düşürdüğü yönündeki kesin bir kanıt bulunmamıştır. Ayrıca, odadaki iki kişinin Gül Tut’a yakın mesafede olduğu ve düşme seslerinin ardından ani bir refleks bağırmasının duyulmadığı tespit edilmiştir. Odanın kayganlık sağlayan bir madde içerdiği iddiası üzerine yapılan kriminal incelemede herhangi bir kalıntı bulunmamıştır.
Mahkeme, delillerin ağırlığına bakılmaksızın, suç kararının alınması ile eylem arasında tasarlamanın gerektirdiği koşulların oluştuğu ortaya konulamadığını değerlendirmiştir. Bu nedenle, suç kararının alınması ile eylem arasında tasarlayarak öldürme suçunun oluşmadığına hükmetmiştir. Bu yaklaşım, ‘şüphenin sanığın yararlanması’ ilkesi doğrultusunda alınmış bir karardır. Karar, delil eksikliği ve tanıkların çelişkili ifadeleri göz önüne alındığında, adaletin sağlanması açısından yerinde bulunmuştur. Kararın, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf edilebileceği belirtilmiştir. Ayrıca, avukat Merve Uçanok, mahkûmiyetin büyük ölçüde tanık beyanına dayandırıldığını savunayarak, hukuka aykırı olduğunu ve üst kanun yollarına başvurulacağını ifade etmiştir.”}p>