Kızılcahamam'da 2009 yılında ortadan kaybolan Gülşen Uyar vakası, 17 yıl sonra beklenmedik bir gelişmeyle yeniden gündeme geldi. Kayboluşuyla birlikte hayatı duran, iki çocuğu olan Uyar'ın, yıllar sonra evinin kundaklanması ve kazı sırasında bulunan kemikler, soruşturmanın yönünü değiştirdi. Bu olay, bir kadının kayıp hikayesini, acı bir şekilde gün yüzüne çıkarırken, adalete ulaşma umudunu da canlı tutuyor.
Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yeniden açtığı soruşturma kapsamında, Uyar'ın komşularının ifadeleri alınmaya başlandı. İfadelerin ardından, Uyar'ın kaybolduğu dönemde yaşadığı ve daha sonra boş kalmış 3 katlı müstakil evi, 4 Ekim'de çıkan yangınla alevler arasında kalmıştı. Yangın raporları, alevlerin kışkırtma sonucu başladığını gösteriyordu. Bu durum, evin zemin katında detaylı bir kazıya neden olmuştu.
Kazı ekipleri, İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından desteklenen ve Ankara Asayiş Şube Kayıp Şahıslar Büro Amirliği bünyesindeki kadavra köpeği Herkül'ün yardımıyla, yaklaşık 2 metre derinliğe inmişlerdi. Bu bölümde tuğla ve kiremitlerle örülmüş, kireçle kapatılmış ve ardından beton dökülmüş bir bölüm tespit edilmişti. Bu bölümde insan kemikleri ve diş kalıntıları, ayrıca suç aleti olabileceği değerlendirilen bir balta da bulunmuştu. Bulunan kemikler, Uyar'a ait olup olmadığına dair DNA analizi için Ankara Adli Tıp Kurumu'na gönderilmişti.