İstanbul Barosu'nun 128. Olağan Genel Kurulu, Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen ve hukukun farklı yorumlarını temsil eden avukat gruplarının bir araya geldiği bir platform haline geldi. Toplantının ilk saatlerinde, LGBT+ hakları savunucularının barışçıl bir şekilde açtığı renkli bayraklar, baro üyeleri arasında büyük bir yankı uyandırdı. Ancak, bu durum bazı kesimlerde rahatsızlık yaratmış, kısa sürede farklı siyasi görüşlere sahip avukat grupları arasında gerginlik ortamı oluşmaya başlamıştır.

Gerginlik, Bağımsız Avukatlar Grubu'nun başkan adayı Arife Gökkaya Dinç'in konuşmasının ardından tırmanmıştır. Dinç’in, toplumun farklı kesimlerine yönelik önyargılara karşı duruşu ve ‘Nefrete inat, yaşasın hayat’ sloganı, bazı avukatlar arasında destek toplamasına rağmen, diğer gruplarda şiddetli tepkilere yol açmıştır. Bu tepkiler, “Kahrolsun PKK” sloganları ile karşılık verilmesiyle daha da yoğunlaşmış ve kısa sürede fiziksel bir çatışmaya dönüşmüştür. Baro üyeleri arasında yaşanan bu ani ve şiddetli kavga, toplantıya 15 dakikalık bir ara verilmesine neden olmuştur.

Ara verilen süre zarfında, Genel Kurul Başkanlık Divanı, toplantının güvenli bir şekilde devam etmesi için çeşitli önlemler almıştır. Özellikle, farklı siyasi görüşlerin temsil edildiği ortamda, ortak bir zeminde buluşmayı amaçlayan bir mesaj verilmeye çalışılmıştır. Ancak, toplantıya devam eden başkan adaylarının konuşmaları sırasında da benzer türden provokasyonlar yaşanmış, salonda Türk bayrağının açılması ve “Ne mutlu Türk’üm diyene” gibi milli coşkuya yönelik sloganların atılması, durumu daha da karmaşık hale getirmiştir. Divan, Türk bayrağının ortak bir sembol niteliğinde olduğunu ve seçim sürecinde kullanılmaması gerektiğini vurgulayarak, tarafları sakinleştirmeye çalışmıştır.

Toplantının sonunda, İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu, baro yönetimiyle ilgili devam eden hukuki süreçlere ve avukatların mesleki sorunlarına değinmiştir. Kaboğlu, baroların hukukun üstünlüğünü savunan kurumlar olduğunu ve avukatların savunma hakkının korunmasının önemine vurgu yapmıştır. Ayrıca, 23 Mart 2025’te gerçekleşen büyük bir buluşmaya atıfta bulunarak, “Seçimle gelen ancak seçimle gider” ilkesini hatırlatarak, baro yönetiminin gelecekteki çalışmalarında da bu ilkeye uygun hareket etmesi gerektiğini ifade etmiştir. Bu çalkantılı gelişmeler, İstanbul Barosu'nun geleceği ve baro yönetiminin yapısı hakkında önemli soruları beraberinde getirmiştir.”}**JSON formatına uygun olarak çıktı:**```json{