Ankara’da, 29 Ekim’in anlamlı gününde, Cumhuriyetçiler Kurultayı ile Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi’nin bir araya gelerek düzenlediği “Cumhuriyeti Nasıl Kazanacağız” başlıklı konferans, dikkatleri üzerine çekti. Makine Mühendisleri Odası’nda gerçekleştirilen etkinlik, TMMOB Bilgisayar Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hülya Küçükaras’ın moderatörlüğünde, farklı sivil toplum kesimlerinden önemli isimlerin katılımıyla gerçekleşti.

Konferansın açılış konuşması, Cumhuriyetçiler Kurultayı’nın temsilcileri tarafından yapıldı. Kurultayın liderleri, Cumhuriyet’in mevcut durumuna dair eleştirilerde bulunarak, “Sermayenin ve gericilerin cumhuriyeti ele geçirmesi, emekçi bir cumhuriyetin doğmasına engel oldu. Bu nedenle, sermayeye karşı duruşu güçlendirmek ve halkın iradesini korumak temel hedeflerimizdir” şeklinde konuştu. Bu söylem, Cumhuriyetin geleceği konusunda farklı yaklaşımların tartışılmasına zemin hazırladı.

Tartışmalar, önde gelen hukukçu Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun “Tarikatlar ve Laiklik” başlığı altında yaptığı konuşmayla devam etti. Eminağaoğlu, tarikatların örgütlenme biçiminin, özgürlük kavramının kısıtlanmasına yol açabileceğini ve cumhuriyetin ilkelerini reddeden partilerin gücünü artırdığını vurguladı. Laikliğin, egemenliğin halka ait olması şartıyla mümkün olduğunu ve siyasi partilerin laiklik ilkelerine aykırı eylemlerinin, cumhuriyetin geleceği için ciddi bir tehdit oluşturduğunu ifade etti. Laiklik anlayışının, toplumun farklı kesimlerini kapsayan, herkesin hak ve özgürlüklerini güvence altına alan bir anlayış olduğu vurgulandı.

Emrah Maraşo, “Emek ve Direniş” temasını işlerken, Türkiye’deki ekonomik koşullara ve işçi sınıfının yaşadığı zorluklara dikkat çekti. Asgari ücretin yoksulluk sınırının altında olduğunu ve milyonlarca insanın sömürülen bir durumda olduğunu belirterek, cumhuriyetin emekçilerle birlikte inşa edilmesi gerektiğini savundu. Demokrasi ve demokratik alanlara yönelik müdahalelerin, özellikle emperyalist güçler tarafından kullanılarak, halkın iradesinin sindirilmeye çalışıldığını vurguladı. Halkın iradesini sağlamak için devrimci ve cumhuriyetçi bir halk kitlesinin oluşturulması gerektiği ifade edildi.

Ali Rıza Aydın, “Fon Soygunu” olarak tanımladığı finansal manipülasyonlara ilişkin önemli tespitler yaptı. Bu tür uygulamaların, sermaye piyasasının araçları tarafından yaratılan sorunlar olduğunu ve sömürücülerin emek, toprak ve diğer kaynakları soyarak, devleti de piyasalaştırmaya çalıştığını belirtti. Bu tür sömürü faaliyetlerine karşı duruşun, halkın çıkarlarını koruma ve ekonomik özgürlüğün sağlanması açısından kritik önem taşıdığını vurguladı. Bu türden soygunsal uygulamalara karşı, hukukun ve yargının etkin bir şekilde devreye girmesi gerektiği vurgulandı.