Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's, Fransa'nın ekonomik durumuyla ilgili detaylı bir inceleme sonucunda, ülkenin kredi notunu korudu ancak bu kararın ardında, ülkenin karşı karşıya olduğu zorlu ekonomik gerçekleri ve gelecekteki potansiyel riskleri barındıran önemli bir değerlendirme yapıldı. Moody's'in bu raporu, Fransa'nın borç yükü, bütçe açıkları ve toplumsal huzursuzluklar gibi temel faktörleri detaylı bir şekilde analiz ederek, ülkenin finansal geleceği hakkında önemli ipuçları sunuyor.
Rapor, Fransa'nın kredi notunun ‘Aa3’ olarak kalmaya devam etmesinin, ülkenin güçlü bir ekonomiye sahip olmasının ve etkili kamu kurumlarının mevcut olduğunu göstermesiyle açıklanıyor. Ancak, Moody's, bu güçlü temelin, ülkenin karşı karşıya olduğu önemli zorluklar nedeniyle yeterli olup olmadığını sorguluyor. Parlamento yapısındaki karmaşıklık, siyasi ve sosyal istikrarsızlık, beraberinde getirdiği yüksek borç ve bu borcun ödenme kapasitesindeki belirsizlikler, Fransa'nın kredi notu için ciddi riskler oluşturmaya devam ediyor.
Son inceleme döneminde, Fransa'nın ekonomik büyümesinin yavaşlaması ve bütçe açığının artması, ülkenin finansal durumunu daha da zorlaştırdı. Devlet tahvili faizlerindeki artış ve geniş çaplı sosyal protestolar, mali konsolidasyon çabalarını engelleyerek, ülkenin borç ödeme kapasitesini olumsuz etkiledi. Bu durum, Moody's'in ‘negatif’ görünüm notunu sürdürmesine neden oldu; yani, Fransa'nın mevcut ekonomik zorlukların üstesinden gelip geleceği konusunda şüphe duyulduğu anlamına geliyor.
Moody's'in raporu, 2027 yılına kadar olan bütçe sürecinin, son yılların en büyük toplumsal protestolarıyla aynı döneme denk gelmesi ve bu durumun mali açığı azaltma çabalarını zorlaştırması gerektiğini vurguluyor. Ülkenin 2026'daki bütçe açığı olan yüzde 5,4'ün gelecek yıl yüzde 5,2'ye düşmesi öngörülse de, kamu maliyesinin güçlendirilmesi için önemli ve sürdürülebilir mali çabalara ihtiyaç duyulacağı belirtiliyor. Bu çabaların başarısı, ülkenin kredi notunun geleceğini belirleyecektir. Rapor ayrıca, devlet tahvili getirilerindeki artışın, borç ödeme kapasitesine ilişkin riskleri artırdığını ve siyasi istikrarsızlığın mali sorunların çözümünü zorlaştırması nedeniyle dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.