Türkiye Diyanet Vakfı (TDV), son dönemde dolaşan ve vakfın mali durumuyla ilgili ciddi endişeler yaratan iddialara resmi bir yanıt verdi. Vakfın, 1975'te kurulan köklü bir sivil toplum kuruluşu olarak, 149 ülkede dini, hayri ve sosyal hizmetlerde önemli bir rol oynadığı vurgulandı. Vakfın faaliyetlerinin, sadece Türkiye içindeki değil, dünya genelindeki Müslüman toplulukların ihtiyaçlarına yönelik kapsamlı bir şekilde sunulduğu belirtildi.
Açıklamada, vakfın mevzuatı gereği kısa sürede kullanılamayacak nakdi varlıklarını, faizsiz finans ilkelerine uygun olarak değerlendirme zorunluluğu olduğu ifade edildi. Bu stratejik yaklaşım, vakfın uzun vadeli sürdürülebilirliğini sağlamayı amaçlamaktadır. Vakfın, piyasa koşullarında çeşitlendirme yaparken, her zaman şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine önem verdiğini belirterek, bu konuda gerekli tüm açıklamaları yapmaya devam ettiğini kaydetti.
TDV, iddialarda adı geçen portföy yönetim şirketleri ve tasfiye kararı alınan fonlarla ilgili olarak, vakfın herhangi bir mali kaynağı bulunmadığını net bir dille ifade etti. Vakfın, TLK fonu gibi faizsiz finans ilkelerine uygun yatırım araçlarına yaptığı tek yatırımı olduğunu vurgulayarak, bu yatırımın da kontrol altında ve kademeli bir şekilde yönetildiğini açıkladı. Vakfın, bu fon yatırımı sebebiyle herhangi bir zarara uğramadığını ve yönetim değişikliği de bu gerekçeyle yapıldığına dair bir ilişkinin olmadığını ekledi.
Vakfın genel müdürü ve iki genel müdür yardımcısının, fon meselesi nedeniyle görevden alınmasına yönelik iddiaların gerçeği yansıtmadığını, bu değişikliğin Vakıf Mütevelli Heyeti'nin uzun zamandır gündeminde olan bir konu olduğunu ve sadece bir rastlantı olduğunu savundu. Vakfın, haksız ithamlar ve iftiralar içeren haberleri yayanlar hakkında hukuki süreçler başlattığı ve bu konuda gerekli tüm yasal haklarını kullanacağını ekledi. Bu durum, TDV'nin şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine bağlılığını bir kez daha ortaya koymaktadır.