İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, küresel Sumud Filosu’na yönelik İsrail güvenlik güçlerinin müdahalesiyle ilgili önemli bir dava başladı. Bu iddialarla yargılanan 35 sanık arasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da bulunuyor. Duruşma salonu, sanıkların ve müştekilerin ifadeleriyle adeta bir sessiz çığlığa dönüştü.
Duruşmanın ilk aşamasında, alıkonuldukları süreçte yaşadıklarını detaylı bir şekilde anlatan bir grup müşteki sahneye çıktı. İkbal Gürpınar, kişisel eşyalarının çalındığını, tıbbi malzemelerin ve başörtülerinin de tahrip edildiğini belirterek, “Eşyalarımız çalındı, ilaçlarımız ve başörtülerimiz çöpe atıldı. Bize aç davranıp, gözümüzün önünde yaşadık. Hapishanede denk geldiğim bir İngiliz gazeteciye paslı bir demirle tecavüz ettiklerini öğrendim. Tuvalete gitmeme izin vermediler, üç gün boyunca esir kaldık. Çıplak aramalar yaptılar. Bu zulmün karşılığını talep ediyoruz” diyerek duygusal bir ifade sergiledi.
Diğer müştekiler de benzer acı hikayelerini aktardı. Gazeteci Ersin Çelik, fiziksel ve psikolojik şiddet maruz kaldığını, kelepçelerinin ters olduğunu ve Türk yetkililerle görüşemediğini savundu. Fikret Ayçin Kantoğlu, silahların kendilerine doğrultulduğunu, diz çökme zorunluluğuyla karşı karşıya kaldığını ve kafasına demirle vurulduğunu anlattı. Muhammed Huzeyfe Küçükaytekin ise basınçlı suyla saldırıya uğradığını, temel ihtiyaçlarının karşılanmadığını ve sağlık sorunları yaşadığını ifade etti. Bu vakalar, müdahalenin sadece insani yardımın engellenmesiyle sınırlı kalmadığını, aksine insan hakları ihlallerine dönüştüğünü gösteriyordu.