Van’ın, 2011’de yaşanan acı olaylardan sonra yeniden şekillenme çabaları, sadece bir inşaat operasyonu olmanın ötesinde, kent hafızasının yeniden yazılması ve dirençli bir geleceğe geçiş projesi olarak şekilleniyor. 7,2 ve 5,6 büyüklüğündeki depremlerin ardından hasar gören binlerce yapı, bölgeye yeni bir yaşam dokusu kazandırmış durumda. Bu süreç, kentsel dönüşümün sadece fiziksel bir değişimi değil, aynı zamanda toplumsal bir dönüşümü de tetikledi.
TOKİ’nin liderliğindeki seferberlik, 25 binin üzerinde konut, 17 okul, 33 cami ve 3 bin 194 ahır gibi yapılarla Van’ın yapı stoku üzerinde önemli bir etki yarattı. Ancak bu sadece sayısal bir başarı değil, aynı zamanda, depremzede ailelerin barınma ihtiyacını karşılayarak, yaşamlarını yeniden inşa etmelerine olanak tanıyan bir süreçti. Yüzyılın Konut Projesi’nin Van’daki uygulaması, yerel ihtiyaçlara ve coğrafi koşullara uygun çözümler sunarak, kentin geleceği için sağlam bir temel oluşturdu. Bu proje, sadece konut teminiyle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda, Van’ın deprem bölgesi olma gerçeğini kabul ederek, gelecekte benzer afetlere karşı daha dirençli hale gelmesine katkıda bulundu.
Kentteki diğer kamu kurumlarının da yeni yapılan, depreme dayanıklı binalarına taşınması, Van’ın dönüşüm sürecinde önemli bir kilometre taşı oldu. Millet Bahçesi’nin yanı sıra yeni valilik binasının inşası, kentin modernleşme hevesini gösterirken, aynı zamanda, geçmişin travmalarından ders çıkarılarak, geleceğe yönelik stratejik yatırımlar yapıldığını da ortaya koydu. Okul sayısının artırılması ve eğitim kalitesinin yükseltilmesi, Van’ın insan kaynağının geleceği için hayati önem taşıyordu. Ancak bu dönüşümün en önemli unsuru, yapı denetimlerinin sıkılaştırılması ve mühendislik hizmetlerinin öneminin artırılmasıydı.
Prof. Dr. Onur Şatır’ın vurguladığı gibi, “Deprem durumunda mühendislik hatasından dolayı binalar yıkılırsa firmalar ceza alacak. Bu durum, kişilerin sorumluluk bilincini de artırmış oldu.” Bu yaklaşım, sadece inşaat sektöründe değil, tüm kamu hizmetlerinde de şeffaflık ve hesap verebilirliğin önemini vurgularken, Van’ın geleceğe dair güvenli bir zemin üzerine inşa edilmesine katkı sağladı. TOKİ standartlarının uygulanması, yapı denetimlerinin titizliği ve tip projelerin kullanılması, Van’da deprem sonrası yapıların daha güvenli ve dayanıklı olmasına zemin hazırladı. Ancak, sadece yapısal dayanıklılığın yanı sıra, planlı yapılaşma, yaşam alanlarının niteliği ve yeşil alanların oluşturulması gibi unsurların da dikkate alınması gerektiği unutulmamalıdır. Van’ın dirençli kent olma yolundaki bu yolculuk, sadece bir inşaat projesi değil, aynı zamanda, insan ve doğa arasındaki uyumun sağlanması, gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakma sorumluluğunun da bir ifadesi olacaktır.”}p>