Gazze'ye yönelik insani yardımları sürdürme çabaları, uluslararası arenada büyük yankı uyandıran bir procès'e dönüştü. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Küresel Sumud Filosu’na karşı silahlı müdahalede bulunmaktan şüpheli 35 kişi yargılanıyor. Bu davada ortaya çıkan iddialar, yalnızca bir grup aktivistin yaşadığı olayları aşan, İsrail’in Gazze’ye yönelik politikalarına dair önemli bir perspektif sunuyor.
Mahkemede tanıklık edenler, yaşadıkları dehşet verici deneyimleri detaylı bir şekilde aktardı. İkbal Gürpınar, teknelerinin müdahale sonucu yağmalandığını, eşyalarının çalındığını ve kadınların başörtülerinin hedef alındığını belirterek, aynı zamanda güvenlik güçleri tarafından uygulanan şiddet ve tecavüze dair çarpıcı ifadelerde bulundu. Bu tür iddialar, Filistinlilere yönelik uygulanan insan hakları ihlallerinin ciddiyetini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Mahkemedeki diğer tanıklar da benzer acı hikayelerini paylaştı. Gazeteci Ersin Çelik, İsrail askerleri tarafından alıkonulduktan sonra Aşdod Limanı’nda yaşadığı fiziksel ve psikolojik şiddeti vurgularken, Hamas teröristi olduğu yönünde yapılan aşağılayıcı ve komik suçlamaları da dile getirdi. Bu durum, sadece aktivistlerin değil, medya mensuplarının da hedef alındığını gösteriyor. Şoför Kasım Aktağ, gemilerine tam teçhizatlı askerlerin indirildiğini, sözlü ve fiziksel şiddete maruz kaldıklarını anlattı. Ayrıca, farklı milletlerden olan katılımcıların, ‘Siz sanıyorsunuz ki sıra size gelmeyecek, gelecek ve Filistinlilerin yaşadığını yaşayacaksınız’ gibi düşmanca ifadelerle karşı karşıya kaldığını ifade etti.