İstanbul’un sanat kalbi, 22 Ekim’de yeniden atıyor. İKSV’nin küratörlüğünde, 30. İstanbul Tiyatro Festivali, uluslararası ve yerel sahnelere aynı anda kapılarını açıyor. Bu yılki program, seyircilere farklı coğrafyalardan ve disiplinlerden sanatçıların eserlerini sunarak, tiyatro sanatının sınırlarını genişletmeyi hedefliyor. Festivalin açılışı, Fransa’nın önde gelen tiyatro kurumlarından Théâtre National de Strasbourg’un yönetmeni Caroline Guiela Nguyen’in ‘Lacrima’ adlı yapımıyla yapıldı. Bu büyüleyici gösteri, Avignon Festivali’nden tanınan sanatçıların yer aldığı, karmaşık bir anlatı ve güçlü bir atmosfer sunarak festivalin ilk ışıklarını yakaladı.
‘Lacrima’nın ardından festival, 23 Ekim’de bir kez daha Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde sahnelenecek. Bu özel gösteri, ENKA Vakfı’nın katkılarıyla ve Zorlu PSM ile Institut français İstanbul’un işbirliğiyle sahneleniyor. Ancak festivalin sunduğu yenilikçi ve çeşitli eserler burada bitmiyor. Festival, İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) ve MDTistanbul’un ortaklığıyla, çağdaş dansın en etkileyici örneklerinden biri olan ‘Rüzgâr Ağacı’nı sunacak. Koreograf Fernando Melo’nun Danish Dance Theatre için tasarladığı bu yapım, Türkiye’nin en yetenekli dansçıları tarafından yorumlanarak, sahnede yerini bulacak. ‘Rüzgâr Ağacı’, Yatmışın’ın yerçekimine meydan okuyan özgün estetiğini, Türkiye’nin önde gelen sanatçılarıyla buluşturacak ve İKSV Genç Sanatçı Fonu’nun desteğiyle 24-25 Ekim’de AKM Tiyatro Salonu’nda sergilenecek.
Festivalin ilgi çekici bir diğer parçası ise ‘KAFES ARKASI GÜNAHKARLARI: SİLAHŞÖR KIZI RABİA HANIM’ adlı yapım olacak. Tarihçi Reşad Ekrem Koçu’nun gizli kalmış sayfalarından esinlenen bu gösteri, 24-25 Ekim’de Phebus Müzayede Evi’nde sahnelenecek. Yönetmen Lara Lakay, Çerkes Rıdvan’ın Dolabı’nın ardından, 17. yüzyıl İstanbul’unun karmaşık tutkularını ve gizli arzularını gözler önüne seren, benzersiz bir deneyim sunuyor. Antika objelerin ve sırların satışa çıktığı bir açık artırmayı, canlı ezgilerle örülü bir şehir kabesine dönüştüren bu yapım, seyircileri zamanda yolculuğa çıkaracak. ‘BİR ÇEYİZ SÖZLEŞMESİ’ ise 30-31 Ekim ve 1 Kasım tarihlerinde Panayia Rum Kilisesi’nde sahnelenecek. 19. yüzyıl Yeniköy’ünde kıyılan bir nikâhın ardından günümüze ulaşan asırlık bir senet, tarihin ve hafızanın tanığı olarak sahneye yerleşiyor. Bu gösteri, II. Mahmud fermanıyla inşa edilen kilisenin taş duvarlarında mülkiyet, emek ve suskunluğun kayıtlarını yankılatarak, izleyicilere hakikati sorgulama fırsatı sunacak.
Festivalin kapanış programı ise ‘VE ATEŞ BİZİ TÜKETİYOR’ adlı yapım ile tamamlanacak. Çağdaş edebiyatın güçlü sesi Murat Gülsoy’un aynı adlı romanından uyarlanan bu gösteri, 31 Ekim-1 Kasım tarihlerinde Bakırköy Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi’nde sahnelenecek. Müge Oskay’ın serbest uyarlaması ve usta yönetmen Mehmet Birkiye’nin rejisiyle sahnede çok katmanlı bir iç yolculuğa dönüşen ‘Ve Ateş Bi’ gösterisi, unutuş, bellek ve benliğin sınırlarında gezinen seyircilere unutulmaz bir deneyim sunacak. Festival boyunca, farklı temalar ve üsluplarla dolu bir program, İstanbul’un sahnelere yansıyan zenginliğini kutlayacak.”}**