Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) mevcut durumu, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu'nun dikkatini yoğun bir şekilde çekiyor. Mahkeme yetkilisi Osvaldo Zavala Giler, AB'nin bu karmaşık meselede gerekli desteği vermesi gerektiği konusunda açıkça ifade ederken, ABD'nin uyguladığı yaptırımların Mahkeme'nin operasyonel bağımsızlığına ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. Zavala Giler'in bu açıklamaları, Mahkeme'nin geleceği ve Avrupa'nın hukukun üstünlüğüne olan bağlılığı açısından kritik bir öneme sahip.

Zavala Giler, AB'nin mevcut tutarsız tutumunun, Mahkeme'de faaliyet gösteren şirketler ve sivil toplum kuruluşları (STK) üzerinde derin bir belirsizlik yarattığını ifade etti. Bu kuruluşlar, ABD'nin uyguladığı yaptırımlara uyup uymamaları, uyum durumunda karşılaşabilecekleri olası sonuçlar ve bu konuda net bir rehberlik eksikliği nedeniyle ciddi zorluklar yaşıyor. Bu durum, Mahkeme'nin işleyişine ve hedeflerine ulaşma kapasitesini olumsuz etkileme potansiyeli taşıyor.

Mahkeme, ABD'nin yaptırımları ortadan kaldırması için acil ve somut adımlar atılmasını talep ediyor. AB'nin ABD ile diyalog kanallarını açarak, Mahkeme'nin operasyonel bağımsızlığını koruyacak çözümler üretmesi gerektiği savunuluyor. Bu bağlamda, UCM'nin ABD'li teknoloji sağlayıcılarına alternatif olarak açık kaynaklı yazılımlara geçiş süreci ve dolara bağımlılığın azaltılması gibi önlemlerin hızla hayata geçirilmesi gerekiyor. Ayrıca, Mahkeme'nin Avrupa'da faaliyet göstermesine engel olabilecek tüm hukuki engellerin ortadan kaldırılması da büyük önem taşıyor.

<

Zavala Giler, Mahkeme'nin Avrupa'da, avro cinsinden ve ABD bağlantısı olmadan işlem yapabilmesi için gerekli koşulların sağlanmasının, Avrupa'nın mali egemenliğinin de sorgulanmasına yol açabileceğini belirtti. Bu nedenle, AB şirketlerinin ABD yaptırımlarına uymasını engelleyecek tüzüklerin (blocking statute) devreye alınması ve Mahkeme'nin Avro Bölgesi'nde faaliyetlerini sürdürebilmesi için gerekli güvencelerin sağlanması acil bir ihtiyaç olarak değerlendiriliyor. Ayrıca, Mahkeme'nin çalışmalarını desteklemek amacıyla şirketlere 'güvence mektupları' verilmesi de bir ara çözüm olarak öneriliyor.