İstanbul’un kalbinde yer alan, tıp eğitiminin sembollerinden biri olan İstanbul Tıp Fakültesi Acil Cerrahi Bölümü, dün beklenmedik bir eyleme sahne oldu. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Aksaray Şubesi’nin talebi üzerine, bu bölümün önünde toplanan sağlık çalışanları, yaşanan travmatik olayın ardından daha güçlü bir şekilde ‘güvenli çalışma’ çağrısında bulundular. Eylem, sadece bir taciz vakasının üzüntüsünü değil, uzun süredir devam eden sistemdeki sorunlara da dikkat çekmeyi amaçlıyordu.

Eylemin odak noktası, aylardır süren ve kamuoyuna yansıyan, Acil Cerrahi Bölümü tuvaletinde yaşanan taciz olayına odaklanıyordu. Ancak eylemde, bu olayın sadece bir anomali olmadığını, sağlık çalışanlarının sistematik olarak maruz kaldığı şiddet, ayrımcılık ve eşitsizliklerin somut bir örneği olarak değerlendirildi. İstanbul Tabip Odası adına Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Benan Koyuncu’nun açıklamaları, bu durumun ne kadar derinlere radic olduğunu çarpıcı bir şekilde ortaya koydu. Koyuncu, “Burası en köklü fakültelerden biri. Biz fakültede tıp eğitimi alırken yaptığımız işin çok önemli olduğu, çok hayati ve kutsal olduğu söyleniyordu. Ama biz çalışma hayatında bunu hissedemiyoruz. Evet, yaptığımız işin çok önemli olduğunu biliyoruz, kurtardığımız hastalardan biliyoruz ama biz bu değeri göremiyoruz.” diyerek, sistemin gerçeklikle bağını koparan bir tablo çizdi.

Koyuncu’nun açıklamaları, sadece taciz vakasıyla sınırlı kalmadı. Kamu çalışanlarına yönelik ayrımcı politikalar, özellikle de 8 yaşından küçük çocuğu olan kadınların izinli olmaması gibi konular, sağlık çalışanlarının yaşadığı travmayı daha da derinleştirdi. İktidarın dilinde bile hissedilen eşitsizlik ve ayrımcılık, sağlık çalışanlarının güvenli çalışma taleplerini daha da güçlendirdi. “Artık acillerimiz o kadar iyi ki insanlar oraya kız bakmaya gidiyor” şeklindeki iktidarın sözü, sağlık çalışanlarının karşı karşıya olduğu adaletsizliğin en acı örneğiydi.

Eylemde, basın aracilerine dağıtılan açıklama, konunun tüm boyutlarını kapsayan bir çağrıda bulundu. Hastane yönetimine, etkin ve şeffaf bir soruşturma başlatılmasını, sorumluların mevzuat çerçevesinde gerekli işlemlere tabi tutulmasını, kadın emekçilerin mahremiyetinin ve güvenliğinin sağlanacak acil önlemler alınmasını ve çalışanların iş yükünün, beslenme, ruhsal iyilik hali, çalışma ortamı ve maddi sorunları dikkate alınarak onuruna yakışır sağlıklı ve güvenceli çalışma koşullarının sağlanmasını talep etti. Eylem, sadece bir protesto eylemi değil, sağlık çalışanlarının hakları için verilen kararlı bir mücadeleydi. İstanbul Tabip Odası’nın, kadın arkadaşlarla dayanışma içinde olacağı ve güvenli çalışma alanları için mücadelelerine devam edeceği vurgulanarak, eylem sona erdi.”}P{}