İstanbul 69. Asliye Ceza Mahkemesi'nde bugün, Boğaziçi Üniversitesi'ndeki Nurettin Yıldız protestoları sırasında gözaltına alınan bireylerin yargılanmasına devam edildi. Bu önemli dava, üniversitedeki öğrenci hareketlerinin ve ifade özgürlüğü tartışmalarının bir yansıması olarak dikkat çekiyor. Savcı, esas hakkındaki değerlendirmesinde, sanıklardan bir kısmının haber takibi amacıyla olay yerinde bulunduğunu öne sürerek, bu durumun gazetecilik faaliyetleriyle örtüşebileceğini belirtti. Bu iddia, davada ‘görevi yaptırmamak için direnme’ suçlamasıyla hareket edildiğini gösteriyor.

Savcı, diğer 14 öğrencinin 13 Mayıs 2025 tarihinde Kuzey Kampüsü'nde gerçekleştirilen protestoya katılımını, polisin dağılma çağrılarına rağmen yerinde kalmalarını ve güvenlik güçleriyle çatışmaya yol açan eylemleriyle ilişkilendirdi. Savunmada, sanıkların polise karşı şiddet eylemlerine kararlı bir şekilde direnerek, eylemlerinin şiddetle karşılık görmesine neden oldukları vurgulandı. Bu noktada, 'kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama' suçlaması öne atıldı.

Savcının iddianamesinde ayrıca, sanıkların istinat panolarının yıkılması sonucu meydana gelen yaralanmaların da suç unsuru olarak değerlendirildiği belirtildi. Bu durum, sanıkların eylemlerinin yalnızca toplumsal bir protesto eylemiyle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kamu düzenine ve mülke zarar verme eylemlerini de içerdiğini gösteriyor. Savcı, bu nedenlerle 14 sanığın suçlu bulunarak cezalandırılmasını talep etti. Duruşma sırasında sanıklar, savunma süreleri talep ederek, iddialara karşı itirazlarını dile getirme fırsatı bulacaklar.

Davanın 11 Ocak 2027’ye ertelenmesi, sürecin uzaması ve karmaşıklığının bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Bu erteleme, sanıkların savunma hazırlıklarını yapabilmeleri ve hukuki süreçlerin daha detaylı bir şekilde yürütülmesini sağlayacaktır. Olayın tüm boyutları ve ilgili tarafların hakları göz önünde bulundurularak, adil bir yargılama süreci yürütülebilmesi umulmaktadır.