Yunanistan ve Mısır, Ege Denizi’ndeki deniz yetki alanları konusundaki anlaşmazlıkları çözüme kavuşturma amacıyla yeni bir stratejiye yöneldi. Bu ittifak, bölgedeki jeopolitik karmaşayı daha da derinleştirebilir ve Türkiye’nin deniz haklarını savunma çabalarını zorlayacak yeni bir dinamik yaratabilir.

Atina hükümeti, Mısır ile Libya'nın deniz yetki alanları anlaşmasını genişletme konusunda fikir birliğine vardığını duyurdu. Bu hamle, Libya parlamentosunun Türkiye ile yapılan deniz mutabakatının onaylamasıyla şekillenmiş olup, Yunanistan'ın Ege adalarının deniz sınırlarını daha da daraltma hedefinde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Özellikle Meis adasının, 28. meridyenin doğusundaki konumuna odaklanılması, Türkiye için stratejik bir hassasiyet yaratmaktadır.

Bu yeni anlaşmanın ardında, Türkiye ile Libya arasında 2020 yılında imzalanan deniz sınırı mutabakatının ardından ortaya çıkan deniz yetki alanı ihtilafları bulunmaktadır. Mısır’ın daha önce Türkiye ile gerilim yaşamak istemediği ve sınırlarını doğuya kaydırma konusunda çekimser davrandığı belirtilse de, şimdi bu tutumun değiştiği ve Yunanistan ile işbirliği yaptığı anlaşma ile desteklendiği görülüyor. Bu durum, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki deniz haklarını savunma stratejisinde önemli bir revizyonu işaret ediyor.

Yunanistan yönetimi, bu gelişmeleri Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler nezdinde değerlendirecek ve AB’nin ortak bir duruş sergilemesini kritik bir unsur olarak göreceğini vurguladı. Türkiye ise uluslararası tepkilere rağmen mevcut politikasından ödün vermeyeceğini ifade etti. Milli Savunma Bakanlığı, mutabakatın üçüncü tarafların tek taraflı değerlendirmeleriyle iptal edilemeyeceğini belirterek, Türkiye’nin deniz haklarını koruma konusundaki kararlılığını bir kez daha gösterdi. Teknik istişarelerin önümüzdeki dönemde başlatılması, iki taraf arasında daha derin bir diyalog ve potansiyel çözüm arayışlarına yol açabilir.