Bilim insanları, ABD’nin Utah eyaletindeki Büyük Tuz Gölü’nün yüzeyinin altında, uzun zamandır bilinenin ötesinde bir su sistemi keşfetti. Scientific Reports dergisinde yayınlanan detaylı çalışmalar, gölün iç kısımlarında, tahmin edilenden çok daha geniş bir alanın tatlı suyla dolu olduğunu gösteriyor. Bu beklenmedik keşif, geleneksel hidrolojik modellere meydan okuyarak, su kaynaklarının yer altındaki karmaşık yapılarının ne kadar önemli olduğunu vurguluyor.
Farmington Körfezi’nin kurumuş tabanında ortaya çıkan, 50 ila 100 metre çapındaki kamış tepecikleri, araştırmacıların ilgisini çekmişti. Utah Üniversitesi jeofizikçileri, bu tepeciklerin oluşumunda, yer altındaki basınçla yükselen tatlı suyun rol oynadığını tespit etti. Yaklaşık 4,5 metre uzunluğundaki frapmit kamışlarının büyümesi, bu sürecin doğrudan bir kanıtıydı. Bu durum, bölgede detaylı bir inceleme başlatılmasına neden oldu ve yeni bir su kaynak keşif yöntemi ön plana çıktı.
Kanadalı bir jeofizik firmasıyla işbirliği yapan Utah Üniversitesi ekibi, Şubat 2025’te havadan gerçekleştirdiği elektromanyetik taramalarla (AEM) Farmington Körfezi ve Antelope Adası’nda 154 millik bir alanın detaylı haritasını çıkardı. Bu taramalar, yüzeydeki tuzlu tabakanın hemen altında, geniş bir tatlı su katmanının olduğunu ortaya koydu. Elde edilen manyetik veriler, 3 boyutlu tomografik modellemelerle doğrulanarak, tatlı suyun 3 ila 4 kilometre derinliğe kadar indiği belirlendi. Bu durum, yer altı su kaynaklarının potansiyelini yeniden gündeme getirdi.
Araştırma heyetinden Prof. Bill Johnson, geleneksel yaklaşımların Büyük Tuz Gölü gibi kapalı havzalarda tatlı suyun sadece dağ kenarlarından geldiğini varsaydığını belirtirken, elde edilen veriler tatlı su kütlesinin gölün merkezine doğru ilerlediğini gösteriyor. Bu durum, suyun yer altındaki akış yollarının ne kadar karmaşık ve beklenmedik yollar izlediğini ortaya koyuyor. Ayrıca, göl seviyesinin düşmesiyle açığa çıkan 800 mil karelik kurumuş taban, ağır metal içeren toz fırtınası riski oluşturarak çevreye yönelik ek bir tehlike barındırıyor. Bu keşif, hem bilimsel araştırmalar için yeni bir fırsat sunuyor hem de çevresel riskleri yönetmek için acil önlemler alınmasını gerektiriyor.