Güneydoğu Anadolu’nun kalbinde, Van ve Bitlis’in serin yaylaları, geçici bir ev olarak hizmet etti. Yaz aylarının sıcaklığıyla dinlenen bu topraklar, şimdi soğuk rüzgarların getirdiği dönüş yolculuğuna hazırlanıyor. Binlerce küçükbaş hayvan ve onları besleyen aileler, hayatlarının bir bölümünü bu yaylaların bereketli otlarında geçirdikten sonra, memleketlerine dönme telaşını yaşıyor.
Bu uzun yolculuk, sadece hayvanların değil, aynı zamanda göçerlerin de özveresini ve dayanıklılığını ortaya koyuyor. Aileler, yavrularının sütüyle, yoğurduyla, peyniriyle geçimini sağladıkları bu dönemde, uzun mesafeler boyunca hayvanlarının ihtiyaçlarını karşılamak için yoğun çaba gösteriyor. Asfalt yollarında ilerledikleri zamanlar olsa da, çoğunlukla kırsal arazilerde, doğanın zorlu koşullarına karşı koyarak yolculuklarına devam ediyorlar. Bu yolculuk, onlara hem geçimlerini sağlamak hem de kültürel kimliklerini korumak için bir fırsat sunuyor.
Mehmet Seyhan gibi birçok göçer, ilkbaharda Siirt’ten Van’a göç ederek, şimdi ise yaklaşık bir ay süren yolculuklarını tamamlamak üzere Siirt’e geri dönüş yoluna çıkıyor. Seyhan, yolculuk boyunca binlerce küçükbaş ile birlikte zorlu şartlara göğüs gerdiklerini, yaz aylarında elde ettikleri ürünleri satarak geçimlerini sağladıklarını anlatıyor. Bu yolculuk, onlara sadece geçimlerini değil, aynı zamanda yaşam tarzlarını da sürdürme imkanı sunuyor.