ABD ekonomisinin geleceği, uzman kesimler tarafından giderek artan bir belirsizlikle karşı karşıya. Ünlü ekonomist Peter Schiff, yapay zeka sektörünün hızlı büyümesinin, ABD’nin finansal yapısı üzerindeki potansiyel tehlikeleri göz ardı edilerek sürdürüldüğünü savunuyor. Schiff’in vurguladığı temel nokta, artan borçlanma maliyetlerinin, özellikle büyük finansman gerektiren yapay zeka yatırımlarını olumsuz etkileyebilecek ve ekonomideki mevcut kırılganlıkları daha da derinleştirebilme potansiyeline sahip olması,”

Schiff’in yaklaşan resesyon uyarısı, kripto para tabanlı tahmin piyasalarındaki verilerle çelişiyor. Polymarket gibi platformlarda, 2026 yılı için ABD ekonomisinin resesyona girme olasılığının sadece yüzde 7 olduğu görülüyor. Ancak bu oran, 2027 yılına doğru hızla yükseliyor. Platformdaki tahminlere göre, 2027’de ABD ekonomisinin resesyona girme ihtimali yüzde 35’i aşarak yatırımcılar arasında ciddi endişelere yol açıyor. Bu durum, resesyonun gerçekleşmesi için üst üste iki çeyrek boyunca ekonomik daralmanın yaşanması gerektiği varsayımını güçlendiriyor.

Ekonomik belirsizliğin en belirgin göstergelerinden biri, ABD Ekonomik Analiz Bürosu’nun (BEA) üçüncü çeyrek büyümesine ilişkin henüz kesin verilerini açıklamamamış olması. Bu durum, piyasalarda ve yatırımcılar arasında daha da fazla kuşkuyu ayıkla-yok-eyleme yol açıyor. Schiff, bu belirsizliğin, yükselen borçlanma maliyetlerinin yapay zeka yatırımlarını baskılayabileceğini ve dolayısıyla ABD ekonomisinin genelinde zayıflıklara neden olabileceğini vurguluyor. Ayrıca, yapay zeka sektöründe oluşan balonun patlamasının sadece teknoloji şirketlerini değil, ABD ekonomisinin tamamını olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor.

Bu endişeleri paylaşan ABD Merkez Bankası eski danışmanı Danielle DiMartino Booth, ABD Hazine tahvili getirilerindeki gerileme ve yapay zeka yatırımlarına yoğun kaynak ayıran şirketlerin karşılaştığı kredi baskısına dikkat çekiyor. Booth’un görüşüne göre, ABD ekonomisi halihazırda resesyona girmiş olabilir. Schiff’in daha önceki uyarıları da, yüksek enflasyon, zayıflayan ekonomik faaliyetler ve yükselen tahvil getirilerinin birleşimi halinde finans piyasalarında sert bir düşüş yaşanabileceği yönündeydi. Bu senaryo, özellikle ara seçimlerden önce piyasaların daha da istikrarsız hale gelmesine neden olabilir.