Avrupa kıtası, son yaz mevsiminde olağanüstü sıcaklıklar nedeniyle karşı karşıya olduğu bir felaketle başa çıkmak zorunda kaldı. Imperial College London ve Londra Hijyen ve Tropikal Tıp Okulu'nun uzmanları tarafından yapılan detaylı analizler, 30 ülkenin kentsel bölgelerinde yaşanan sıcaklık rekorlarının, can kaybıyla sonuçlandığını gösteriyor. Bu durum, iklim değişikliğinin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin ne kadar yıkıcı olabileceğine dair alarm verici bir kanıt olarak kabul ediliyor.

Araştırma ekibi, Avrupa Birliği’nin üye ülkelerinin yanı sıra İngiltere, Norveç ve İsviçre gibi ülkelerdeki 854 büyük şehirde yapılan detaylı değerlendirmelerle, 2000 ile 2026 yılları arasında yaz aylarında beklenen ölüm oranlarını tahmin etti. Bu tahminler, geçmişte kaydedilen sıcaklık-ölüm verileriyle eşleşen hassas bir modelleme yöntemi kullanılarak oluşturuldu. Sonuçlar, resmi sağlık raporlarıyla uyumlu olarak, 50 binden fazla insanın hayatını kaybettiğini ortaya koydu. Bilim insanları, bu can kaybının yaklaşık üçte ikisinin, fosil yakıtların yaygın kullanımıyla tetiklenen iklim değişikliğinin doğrudan bir sonucu olduğunu vurguluyor.

Bu yıkıcı olay, 2000'den beri tutulan kayıtlar içerisinde en yüksek ölüm oranlarına işaret ediyor. 2022 ve 2003 yıllarında kaydedilen 29 bin ve 28 bin ölüm, bu yaz mevsimindeki can kaybına kıyasla oldukça mütevazı kalıyor. En etkili dönem, 17 Haziran ile 1 Temmuz arasındaki sıcaklıkların, 1991-2020 dönemi ortalamasının 5 derece üzerinde seyrettiği bir aralıktır. Bu dönemde, hava sıcaklıklarının 1991-2020 dönemi ortalamasına göre 5 derecenin üzerinde artması, ölüm oranlarında önemli bir artışa neden oldu.

Güney ve Batı Avrupa’daki büyük şehirler, özellikle etkilenen bölgeler arasında yer alıyor. İngiltere gibi daha serin iklimlere sahip ülkelerde bile, yaklaşık 4 bin 500 kişinin sıcaklık sonucu hayatını kaybettiği tahmin ediliyor. Yaşlı bireyler, bu sıcaklıkların etkilerine karşı daha savunmasız oldukları için, 65 yaşın altındaki bireylerde de yaklaşık 6 bin ölüm meydana geldi. Bu durum, iklim değişikliğinin önlenmesi ve gelecek nesiller için sağlıklı bir çevre yaratılması konusunda acil önlemler alınmasının önemini bir kez daha ortaya koyuyor.