Edirne’nin 3043’üncü Sokağı’nda, 4 Ağustos 2025 tarihinde, sıradan bir akşamın içine acınası bir trajedi yerleşti. Muhasebeci Ömer Gökhan Alacı, hayatının yolunu kaybetme noktasına gelmiş, çağrı merkezlerinde çalışan eşi Didem Örs Alacı ile maddi zorluklar ve anlaşmazlıklar nedeniyle şiddetli bir gerilim içindeydi. Bu gerginlik, ev içinde bir patlamaya dönüşerek, o an hayatlarını sonsuza dek değiştirecekti.

Tartışmanın doruk noktasına ulaştığı anda, Ömer Gökhan Alacı, eşi ve 9 yaşındaki oğlu Doruk Kaan Alacı’yı acımasızca hedef aldı. Olay, o korkunç anlarda, bir ailenin sonsuz acısıyla kalıcı bir iz bıraktı. Didem Örs Alacı’nın ailesi, kızlarının cansız bedenini bulunca, dünyaları yıkılmıştı. Meliha Örs, kızı Didem’i akşam yemeğine davet etmek için telefonla ararken, sesini duyamamak ve kızının hayatının son buluştuğunu öğrenmek, bir ebeveynin en derin kabuslarından biridir.

Olay yerine sevk edilen sağlık, polis ve itfaiye ekipleri, acı bir gerçekle karşılaştılar: Didem Örs Alacı ve oğlu Doruk Kaan Alacı, yaşamlarının sonunu burada bulmuşlardı. Ömer Gökhan Alacı ise, olay yerinde bıçak kesikleriyle yaralı halde bulunmuş ve Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edilmiştir. Olayın ardından tutuklanan Alacı, şimdi adalete hesap vermeye hazırlanmaktadır. Olayın ardından yapılan soruşturma, Alacı'nın yasa dışı kumar sitelerinde oğlunun adına hesap açtığını ortaya koyarak, vicdanları yaralayan başka bir katman daha eklenmiştir.

Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianamede, Ömer Gökhan Alacı’nın ‘Canavarca hisle kasten öldürme’ suçundan 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilmektedir. Olay yerinde bulunan falçata ve bıçak parçaları, adaletin tecelli etmesine yardımcı olacak önemli delillerdir. Sanığın savunması, tutuklu bulunduğu cezaevinden SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) aracılığıyla yapılmıştır. Duruşmada Didem Örs Alacı’nın annesi Meliha ve babası Ahmet Örs, sanığın en ağır cezayı almasını talep etmişlerdir. Sanığın son sözleri, “Söyleyecek bir şeyim yoktur” şeklinde olmuştur. Mahkeme, sanığı ‘Eşe ve kadına karşı kasten öldürme’ ve ‘Alt soya ve çocuğa karşı kasten öldürme’ suçlarından 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum etmiştir. Olayın ardından ailenin avukatları ve tanıklar, adaletin yerini bulduğunu ifade ederek, sürecin tamamlanmasıyla birlikte yeni bir dönemin başlayacağını vurgulamışlardır.