Türkiye Diyanet Vakfı’nın (TDV) önemli bir finansal operasyonu, son verilere rağmen dikkatleri yeniden üzerine çekti. Vakfın, Filistin’e yönelik bağış ve zekat gelirlerini çeşitli yatırım fonlarında değerlendirdiği ortaya çıktı. Ancak bu değerlendirme sürecindeki detaylar, özellikle pay dağılımı açısından, ciddi şüphelerin yeniden alevlenmesine neden oldu. Vakfın, kriz ortamında beklenenin altında bir getiri elde ettiği iddiaları, finans çevrelerinde ve kamuoyunda tartışma yaratmıştı.
İktisatçı İnan Mutlu’nun paylaştığı resmi belge, vakfın portföy yapısındaki bazı tutarsızlıkları gözler önüne serdi. 21 Ekim 2026 tarihli olan bu belge, TDV’nin Aktif Portföy Para Piyasası Katılım Fonu’nda 380 milyon adet katılma payıyla yüzde 73’lük bir hisseye sahip olduğunu gösteriyor. Bu durum, vakfın daha önce yaptığı açıklamaların, fon dağılımı açısından gerçeklikle örtüşmediğini teyit ediyor. Ancak bu noktada, vakfın açıklamalarındaki bazı detayların, yeni ortaya çıkan verilerle çeliştiği vurgulanmalıdır.
Vakfın, portföy yönetim şirketlerinde ve zarar gören fonlarda mali kaynak bulunmadığını savunması, aslında bu yatırımın riskli bir yapıya sahip olduğunu ima ediyor. Ayrıca, faizsiz finans ilkelerine uygun değerlendirme yapıldığı iddiası da, yatırım stratejisi konusunda daha fazla bilgi edinmeyi gerektiriyor. Bu durum, özellikle bağış toplama ve harcamaların şeffaflığı konusunda daha fazla denetimin önemini ortaya koyuyor.
Bu gelişmeler, Türkiye Diyanet Vakfı’nın fon yönetimindeki süreçlerinin daha yakından incelenmesini talep ediyor. Yeni pay dağılımı verileri, vakfın finansal politikalarının ve risk yönetimi stratejilerinin değerlendirilmesi için bir fırsat sunuyor. Tartışmalı pay dağılımı, aynı zamanda benzer vakıfların ve hayır kurumlarının finansal operasyonlarını daha şeffaf hale getirme konusunda da önemli bir örnek teşkil ediyor. Bu durum, kamuoyunun ilgisini çeken ve gelecekte benzer durumlarla karşılaşılması muhtemel olan bir gelişme olarak değerlendirilmelidir.