15 Ekim 1927, Türk tarihinde bir dönüm noktasıdır. Bu günde Cumhuriyet Halk Partisi II. Büyük Kongresi, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kaleme alacağı, Türk tarihinde eşsiz bir yere sahip olacak Nutuk’un ilk taslağını içeriyordu. Kongre açılışında duyurduğu o güçlü ifadelerle, ‘Milli Egemenliğe Dayanan, Kayıtsız Şartsız Bağımsız Yeni Bir Türk Devleti Kurmak’ kararlılığını ilan etmişti. Bu kararlılık, daha İstanbul’dan ayak basıldığı o ilk anlardan itibaren Anadolu’nun alın terine bulanmış topraklarına yansımıştı. Nutuk, o ilk kararın ve sonraki 18 yıl içindeki mücadelelerin, inançların ve stratejik hamlelerin bir özeti olarak ortaya çıktı.

Nutuk’un içeriği, 1919-1927 arasındaki kritik dönemi kapsamaktadır. Gazi Mustafa Kemal, tarihin yazılmasında nesnelliği ve belgelere dayalı anlatımı benimsemiş, Milli Mücadele dönemindeki olayları ve sonrasındaki kararları ilk ağızdan, şahit olduğu gerçeklerle ortaya koymayı hedeflemiştir. Bu yaklaşım, Nutuk’u sadece bir diyarname olmaktan çıkarıp, o dönemin en önemli tarihi belgelerinden biri haline getirmiştir. ‘Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir’ sözü, bu yaklaşımın temelini oluşturmaktadır. Nutuk’un, Cumhuriyet öncesi yaşananları ve Cumhuriyetin ilanından sonra alınan kararları anlatması, ilerideki bilgi kirliliğine ve yanlış yorumlara karşı da bir nevi koruma görevi görmektedir.

Nutuk’un yazım süreci, Atatürk’ün kişisel çalışma temposuyla ve ekibin özverisiyle şekillenmiştir. Çankaya Köşkü’nde dikte ettirilerek kâğıda dökülen, Dolmabahçe Sarayı’nda tamamlanan, Falih Rıfkı, Nuri Ulusu ve Cemal Granda gibi tanıkların ifadeleri, bu sürecin ne kadar yoğun ve talepkar olduğunu gözler önüne seriyor. Rıfkı’nın “Yüzlerce, binlerce vesikayı eski köşkün üst katındaki küçük çalışma odasında kendisi ayırmış, Nutuk’u çoğunca ayaküstü dolaşarak dikte etmiştir” şeklindeki ifadesi, Atatürk’ün detaylara verdiği önemi vurgulamaktadır. Ulusu’nun “Yazdıkları tabedildikten sonra yüksek sesle kendi kendine okuyarak bazı yerleri bana tashih ettirip düzelttirir ve tekrar son haliyle okurdu” ve Granda’nın “Nutuk’u hazırlarken kırk sekiz saat hiç gözünü kırpmadan yazı dikte ettiği olmuştur” anlatıları ise, o dönemin koşullarında yaşanan yoğun çalışmayı ve titizliği gösteriyor.

1927’de 50 bin, 1928’de 100 bin adet basılan Nutuk, Türk Tayyare Cemiyeti’ne bağışlanmış ve gelirleri tamamen bu amaçla kullanılmıştır. Ancak, o dönemde Nutuk’un sadece bir propaganda aracı olmaktan öte, Cumhuriyetin geleceğiyle ilgili bir stratejik yatırım olarak da kabul edildiğini görüyoruz. Günümüzde ise, 99 yıllık Nutuk’la ilgili çalışmalar devam ediyor. Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı tarafından hayata geçirilen “Nutuk Külliyatı Projesi”, 2027 yılını, Nutuk’un 100. yılını kutlayacak kapsamlı etkinliklerle dolu bir sene olacak. Proje kapsamında farklı dillerde Nutuk’ların yayınlanması ve “Nutuk.gov.tr” web sitesi gibi yeniliklerle, bu önemli eserin günümüze taşınması, nesiller arasında aktarılmasını sağlayacak.”}”}