Kahramanmaraş, 11 yıl önceki yıkıcı depremin izlerini hala taşırken, sanayi ekosisteminde yeni bir kriz habercisi yaklaşıyor. Şehrin yeniden inşası sürecinde, iplik, kumaş ve tekstil sektöründe yaşanan üretimdeki düşüş, finansman sıkıntıları ve uluslararası pazarlardaki rekabetin artmasıyla birlikte, bölgede bir ‘finansman sıkıntısı’nın derinleştiği gözlemleniyor. Bu durum, yerel ekonominin geleceği için ciddi bir soru işareti oluşturuyor,”
Sektör temsilcisi İsmail Dinçer, “İçinde bulunduğumuz bu karmaşık şartlarda, deprem döneminin yarattığı zorluklara benzer bir sıkıntı yaşarken, küresel ekonomik dalgalanmaların da eklenmesiyle mevcut tablo daha da karmaşık hale geldi. Üretim kapasitemizin önemli bir bölümü, küresel talebin azalması ve finansman kaynaklarının kısıtlanması nedeniyle ciddi oranda geriliyor,” dedi. Şehrin iplik üretiminin, deprem öncesi %60-65 aralığında yer alırken, şu anda bu oranın %50’lere gerilediği belirtiliyor. Bu durum, bölgedeki iş gücü için de ciddi riskler barındırıyor.
Kahramanmaraş Sanayici ve İş İnsanları Derneği (KASİAD) Başkanı Dinçer, “Sadece tesislerin yıkımı değil, aynı zamanda finansman erişimindeki zorluklar ve uluslararası pazarlardaki rekabetin artışı, sektörümüzü derinden etkiliyor. Birçok işletme, operasyonlarını sürdürmekte zorlanırken, yeni yatırımlar yapmak veya mevcut yatırımlara eklemek neredeyse imkansız hale geldi. Özellikle, Avrupa'daki tüketim kısıtlamaları ve Çin, Hindistan gibi rakiplerin etkin artışı, pazar payımızı ciddi oranda azaltıyor,” şeklinde konuştu. ABD-İran arasındaki gerilimlerin de lojistik zincirleri bozması, bölgedeki tedarik süreçlerini olumsuz etkiliyor. Bölge ekonomisinin, özellikle Avrupa ve Orta Doğu pazarlarına odaklanmış yapısı, küresel ekonomik belirsizliklere karşı kırılganlığını ortaya koyuyor.
Ekonomik analizler, Kahramanmaraş’taki sanayi tesislerinin, lojistik avantajlarına rağmen, küresel ekonomik dalgalanmaların etkisi altında olduğunu gösteriyor. Avrupa'daki tüketimdeki düşüş, Suudi Arabistan gibi Körfez ülkelerinden gelen talebin azalması ve ABD-İran arasındaki jeopolitik riskler, bölgedeki ekonomik aktiviteyi olumsuz etkiliyor. Şehirdeki nüfusun, depremden sonra yeniden artması, yerel ekonominin yeniden canlanması için bir umut ışığı olsa da, bu artışın sürdürülebilir olması için finansal destek ve yeni yatırım fırsatları yaratılması gerekiyor. Bölgedeki iş gücünün, yeni teknolojilere ve farklı pazarlara adapte olması, uzun vadede sektörün yeniden toparlanması için kritik öneme sahip,”