Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki 200 milyar euro barajını aşan ticari ilişkiler, son dönemde sınır kapılarındaki yoğunluk ve vize düzenlemeleriyle adeta bir krize sürüklendi. Schengen bölgesinin sunduğu serbest dolaşım imkanları, Türk TIR sürücülerinin karşılaştığı 90 gün/180 gün kısıtlaması nedeniyle ciddi operasyonel engellere yol açıyor. Kapıkule, Sınır bölgesinde 248 saatlik beklemelerle lojistik zincirinin en hassas noktalarından biri haline geldi.
Sınır geçişlerinde yaşanan bu karmaşada, yükleme-boşaltma süreçleri, takograf cihazlarının gerektiren dinlenme süreleri ve vize süresi kısıtlamaları bir araya gelerek sürücülerin vize sınırlarını aşmasına neden oluyor. Bu durum, geçici süresiz geri çevrimler, para cezaları ve uzun süreli giriş yasakları gibi ciddi yaptırımlarla sonuçlanıyor. Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) gibi sektör temsilcileri, bu durumun ticareti aksattığını ve profesyonel sürücülerin, turistik ziyaretçilerle aynı standartlara tabi tutulmasının kabul edilemez olduğunu vurguluyor. Sürücülere özel bir statü talebi, bu sorunun temel çözümü olarak öne sürülüyor.
Schengen uygulamasının 1995'te başladığı ve sonrasında Romania ve Bulgaristan'ın katılımıyla 4,5 milyon kilometrekareye ulaştığı bu coğrafya, 90/180 gün kuralının değişmemesi nedeniyle Türk sürücüler için bir engel teşkil ediyor. UND Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aras, bu durumun ticareti felç ettiğini, yükün hazır olmasına rağmen sınır geçişlerinin gecikmesi nedeniyle teslimatların aksadığını ve bu durumun sürücülerin günlük maliyetlerinde ciddi kayıplara yol açtığını vurguladı. Sırbistan-Hırvatistan sınırında sıkılaşan denetimler, beklemelerin uzamasına ve sürücülerin geri gönderilmesine neden oluyor. Hırvatistan, Bulgaristan ve Almanya gibi ülkelerden geri çevrilen 150'den fazla sürücü, derneğe başvurarak yaşadıkları zorlukları dile getiriyor. Bu durum, gıda ve acil ilaç gibi raf ömrü olan ürünlerin teslimatlarını da olumsuz etkiliyor.
Çözüm olarak, pilot ve gemi adamlarında olduğu gibi SRC-3 belgeli profesyonel sürücülere uzun süreli vize verilmesi ve 90 gün kuralından muafiyetin uygulanmasını talep eden Aras, gri veya yeşil pasaportların istismar edilmesi nedeniyle çözümün bu yoldan geçtiğini belirtiyor. AB Komisyonu’nun 29 Ocak 2026 tarihli strateji belgesinde sürücülerin hareket ihtiyacını kabul ettiği ve düzenlemenin yasalaşması için aksiyon alınması gerektiği hatırlatılıyor. Türkiye’nin AB’nin 5. büyük ortağı konumunda olması, 217,6 milyar euroluk ticari hacmi ve AB sermayeli tesislerin parçalarını taşıyan araçların önemini de göz önüne alarak, bu sürecin hızlandırılması gerekiyor. Yıllık 30 bin Avrupalı çekici satın alınan Türkiye’nin, AB’de 502 bin sürücü açığıyla karşı karşıya kalması, tedarik zincirinin aksamasına ve Avrupa ekonomisine doğrudan zarar vermesine neden oluyor.
Ukrayna güzergâhının savaş nedeniyle kapatılması, taşıma yükünün Macaristan'a yönlendirmesine yol açarken, ek geçiş belgeleri (dozvola) temin edilmeye çalışılıyor. Ancak, günde 500 belge tüketen sektör için bu miktarın yetersiz kaldığı ve yılsonuna kadar Macaristan'dan 10-15 bin ek kota daha beklendiği belirtiliyor. Bulgaristan Kapitan Andreevo Kapısı'ndaki yenileme çalışmaları, kapasiteyi düşürürken, araçların Hamzabeyli'ye yönelmesi ve bekleme sürelerinin 248 saate uzaması, araç başına günlük 200 Euro'luk mali kayıplara yol açıyor. Ayrıca, Dereköy Kapısı'nda 3,5 ton altı araçlara sınırlı hizmet verilirken, yeni sınır kapısının devreye girmesinin 2-3 yıl sürebileceği tahmin ediliyor.