Türkiye, 2024 yılında Uluslararası Ortaklık Konferansı’na (COP31) ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, bilimsel veriler çarpıcı bir tablo ortaya koyuyor. Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi (CREA) ile Temiz Hava Hakkı Platformu’nun (THHP) ortaklaşa hazırladığı kapsamlı rapor, ülkenin hava kalitesinin insan yaşamı ve ekonomik faaliyetleri üzerinde yarattığı yıkımı somut sayılarla gözler önüne seriyor. Rapor, fosil yakıtların Türkiye’nin enerji ihtiyacının büyük bir bölümünü oluşturmasının, beraberinde ciddi sağlık sorunları ve ekonomik kayıplara yol açtığını vurguluyor.
Araştırmaya göre, Türkiye’de hava kirliliğinin (özellikle PM2.5 partikül madde) %52’sinin kaynağı, kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtlardır. Bu durum, sadece mevcut yaşam kalitesini değil, aynı zamanda ülkenin bütçesini de ciddi oranda zorluyor. Yılda yaklaşık 26 bin 500 erken ölüme neden olan bu kirlilik, ekonomiye 55 milyar doların üzerinde bir maliyet çıkarıyor. Bu rakam, 2024 yılı gayrisafii yurt içi hasılasının (GSYİH) %4,1’ine denk geliyor; yani, Sağlık Bakanlığı’nın 2024 bütçesinin yaklaşık 2,5 katına eşdeğer bir miktar.
Kirlilik sadece ölüm oranlarını artırmıyor, aynı zamanda iş gücü verimliliğini de olumsuz etkiliyor. Yıllık 8,5 milyon gün iş günü kaybına yol açan hava kirliliği, üretkenliği düşürüyor ve ekonomik büyümeyi sekteye uğratıyor. Bu durum, özellikle sanayi ve hizmet sektörlerinde ciddi sonuçlar doğuruyor. Ayrıca, Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) uygulaması, karbon yoğun sektörlerde faaliyet gösteren Türk firmaları için ek maliyetler yaratırken, küresel enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar da Türkiye’nin ithalat bağımlılığını artırıyor.
Rapor, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadelede daha ileri adımlar atmasının gerekliliğine işaret ediyor. COP31 zirvesi, Türkiye’nin fosil yakıtlara olan bağımlılığını azaltma ve sürdürülebilir enerji kaynaklarına geçiş konusunda küresel bir rol model olmasını sağlayabilir. Araştırmacılar, Türkiye’nin, bölgesel ve küresel sağlık sorunlarına çözüm bulmak için diğer ülkelerle işbirliği yaparak, hava kalitesini iyileştirmek ve ekonomik verimliliği artırmak için stratejik adımlar atması gerektiğini vurguluyor.