Uşak’ın kalbinde yer alan, Cumhuriyet dönemi mimarisine önemli bir örnek olarak kabul gören Hükümet Konağı, beklenmedik bir tehditle karşı karşıya. Kentin hafızasının en değerli parçalarından biri olan bu yapı, yıkılma riskine karşı sivil toplumun duyarlılığıyla yeniden gündeme geldi. Uşak Kent Hafızası Topluluğu’nun başlatmış olduğu bu mücadele, şehrin kimliğini koruma çabalarının somut bir örneği olarak dikkat çekiyor.

Topluluğun öncülüğünde Tiritoğlu Parkı’nda düzenlenen basın açıklaması, binanın korunması için önemli bir mesaj içeriyordu. Aktivistler, binanın sadece bir yapı olmadığını, aynı zamanda şehrin ve milletin ortak mirasının bir parçası olduğunu vurguladı. Hükümet Konağı’nın, Türkiye 2. Ulusal Mimarlık Akımı’nın en etkili örneklerinden biri olduğuna, Selçuklu mimarisinin izlerini taşıdığına ve Cumhuriyet dönemi simgesi niteliğinde olduğuna dikkat çekildi. Binanın cephe mimarisi, bu akımın estetik anlayışını yansıtarak dikkat çekici bir tasarım sergiliyor.

Açıklamada, binanın yıkılması durumunda yaşanacak travmanın, şehrin kimliği ve vatandaşların aidiyet duygusu üzerindeki olumsuz etkileri de vurgulandı. Uşak’ın hafızasının korunması gerektiği, kentlerin sadece fiziksel yapılar olmadığını, aynı zamanda insanlarla ve onların hikayeleriyle oluşan bir bütünlük olduğunu ifade edildi. İmzalı bir kampanya başlatılarak, binanın korunması için İçişleri Bakanlığı’na talep iletilmek isteniyor. Bu, vatandaşların ortak bir iradesinin ifadesi olarak değerlendiriliyor.

Uşak Kent Hafızası Topluluğu, imzalarını İçişleri Bakanlığı’na teslim etmeyi planlarken, “Kentlerimiz, Uşak'ımız alzheimer olmasın!” sloganıyla duygu çağrısı yapıyor. Bu çağrı, sadece bir binanın korunması talebi değil, aynı zamanda şehrin ve kültürün gelecek nesillere aktarılması için bir sorumluluk anlayışını da içeriyor. Bu girişim, yerel halkın ortak hafızasını koruma ve gelecek nesillere aktarma konusundaki kararlılığını gösteriyor.