Uluslararası vergi rekabetinde Türkiye’nin yükselişi, ekonomik stratejik bir dönüşümün erken habercisi olarak değerlendirilebilir. Tax Foundation tarafından yayınlanan 2026 Uluslararası Vergi Rekabetçiliği Endeksi’nde elde edilen başarı, uzun yıllardır devam eden vergi politikalarının yeniden tasarlanmasının ve uygulamasının meyvesini vermektedir. Bu endeks, 38 OECD ülkesini, vergi sistemlerinin sadece oranlarına değil, aynı zamanda ekonomik etkilerini ve uluslararası kurallara uyumunu da dikkate alarak detaylı bir şekilde karşılaştırmaktadır.
Türkiye’nin listenin ilk 10’una yükselmesi, özellikle ABD ve Almanya gibi uzun süredir vergi rekabetinde öne çıkan ülkelerin geride kalmasıyla dikkat çekmektedir. Bu durum, Türkiye’nin vergi stratejilerinin küresel ölçekte daha rekabetçi hale geldiğini ve uluslararası arenada daha güçlü bir konuma geldiğini göstermektedir. Endekste, kurumlar vergisi, kişisel gelir vergisi, tüketim vergileri, mülkiyet vergileri ve sınır ötesi vergi kuralları gibi farklı vergi türleri ayrı ayrı incelenmiş olup, ülkelerin sıralaması bu faktörlerin toplamına göre belirlenmiştir. Bu yaklaşım, vergi politikasının sadece belirli bir vergi türüne değil, ekonomik yapının tamamını nasıl etkilediğini değerlendirme ihtiyacını karşılamaktadır.
Listenin en üst basamaklarında, Fransa (45,7 puan) ve Kolombiya (47,3 puan) yer alırken, İtalya (50,8 puan) ve İspanya (57,5 puan) gibi Avrupa ülkeleri de önemli puanlar elde etmiştir. Türkiye ise 69,2 puanla 19’uncu sırada yer alarak, ilk 10’a girebilmiştir. Bu başarı, Türkiye’nin vergi sistemini daha rekabetçi hale getirme çabalarının sonuç verdiğini ve uluslararası yatırımcıların ve şirketlerin Türkiye’ye daha fazla ilgi göstermesine yol açabileceğini göstermektedir. Ancak, bu verinin Temmuz 2026’daki verilere dayanması, Türkiye’nin vergi politikalarındaki gelecekteki değişimlere bağlı olarak bu sıralamanın değişebileceğini de akılda tutmayı gerektirmektedir.