Türkiye Savunma Bakanlığı (MSB), komşu ülkeler tarafından şiddetle kınanan Libya ile imzalanan deniz sınırları anlaşması hakkında önemli bir açıklama yaptı. Bu açıklama, Türkiye’nin bölgesel stratejik hedeflerine yönelik iş birliğinin ve etkinliğinin bir sinyali olarak yorumlanıyor. Anlaşmanın Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanması, uzun süredir devam eden anlaşmazlıkların çözümünde önemli bir kilometre taşı oluşturuyor.

MSB'nin yaptığı açıklamada, 2019'da imzalanan ve yürürlükte bulunan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırasının Libya Temsilciler Meclisi tarafından 20 Ekim 2026 tarihinde onaylanması memnuniyetle karşılandığı belirtildi. Bu onay, aynı zamanda Mekke Savunma İttifakı ve Bedir Mutabakat Zaptı ile birlikte Türkiye'nin uluslararası alandaki etkinliğinin ve stratejik iş birliğinin somut bir kanıtı olarak sunuldu. Bu durum, Türkiye’nin bölgedeki rolünün ve etkisinin daha da güçlendiğini gösteriyor.

Açıklamada, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin dost ve müttefik ülkelerin savunma ve güvenlik kapasitelerinin geliştirilmesine destek verme konusundaki kararlı duruşu vurgulandı. Türkiye, bölgesel ve küresel barış ve istikrarın tesisine yönelik yapıcı ve kararlı çabalarına katkı sunmaya devam ediyor. Bu yaklaşım, Türkiye’nin uluslararası arenadaki itibarını artırmayı ve güvenilir bir ortak olarak kabul edilmesini sağlamayı hedefliyor. Özellikle Doğu Akdeniz’deki enerji arama hakları ve egemenlik iddiaları gibi hassas konularda, Türkiye’nin uzlaşmacı ve hukukun üstünlüğüne saygılı yaklaşımı, barışçıl çözümlerin önünü açıyor.

Ancak, anlaşmanın Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Mısır tarafından geçersiz tutulması, bölgedeki gerilimleri daha da derinleştiriyor. Bu ülkeler, anlaşmanın Girit, Rodos ve Kerpe adalarının Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nden (UNCLOS) kaynaklanan haklarını yok saydığını savunarak Libya büyükelçilerini sınır dışı etti. Avrupa Birliği de bu durumdan rahatsızlık duyarak muhtırayı kınadı. MSB’nin bu açıklaması, Türkiye’nin uluslararası hukuka uygun bir şekilde hareket ettiğini ve kendi kıta sahanlığı haklarını koruma çabasında olduğunu vurgulamaktadır. Bu süreçte, Türkiye’nin bölgedeki güvenlik ve istikrarın sağlanmasına katkı sağlamaya devam edeceği öngörülüyor.