İstanbul’un deprem riskli coğrafyası, yapı sektöründe köklü değişimlere yol açarken, uzmanlar çelik yapıların bu zorlu koşullarda hem maliyet açısından hem de güvenlik açısından avantajlı bir çözüm sunduğunu vurguluyor. Maltepe’de yaşanan 7 katlı binanın kısmi çöküşü, bu konuyu daha da gündeme getirirken, Türk Yapısal Çelik Derneği (TUCSA) Başkanı Selami Gürel, çeliğin deprem güvenliğinin anahtarı olduğunu savunuyor.
Türkiye’nin her iki konuttan birinin dönüşümünü İstanbul’da gerçekleştirdiği bu dönemde, ‘Yarısı Bizden’ kampanyasıyla desteklenen kentsel dönüşüm projeleri, çelik yapılarla hayata geçiriliyor. TUCSA Başkanı Gürel, beton yapılarla kıyaslandığında çelik yapıların daha hafif olduğunu, zemin yükünü daha verimli bir şekilde taşıdığını ve dolayısıyla maliyet avantajı sağladığını belirtiyor. Bu yaklaşım, deprem sonrası hasarların azaltılmasına ve yapı stokunun güçlendirilmesine katkıda bulunuyor.
Gürel, çelik yapıların modüler üretim teknikleriyle fabrikalarda üretilmesinin, şantiyede betonarme yapımına kıyasla daha hızlı ve kontrollü bir inşaat süreciye yol açtığını vurguluyor. Ayrıca, yapı türünün belirlenmesinde jeologlar, mühendisler ve mimarların iş birliği yapmasının önemine dikkat çekiyor. Kentsel dönüşümde çelik konutların yaygınlaşması, sadece mevcut yapı stokunun yenilenmesiyle sınırlı kalmayıp, Türkiye’nin üretim gücü, mühendislik bilgi birikimi ve sanayi kapasitesini harekete geçirecek stratejik bir fırsat sunuyor.