Türkiye’nin ihracat devi konumundaki firmaları, son dönemde yaşanan ekonomik dalgalanmaların ihracat üzerindeki etkileri konusunda endişelerini dile getirdi. TİM Başkanı Mustafa Gültepe, sektörün karşı karşıya olduğu temel sorunları, özellikle maliyetlerin kontrolsüz artışı ve döviz kurundaki istikrarsızlık nedeniyle küresel arenada rekabet gücünün ciddi oranda gerilemesi olarak değerlendirdi. Bu durum, 160 bin ihracatçıya ev sahipliği yapan Türkiye’nin yıllık çift haneli büyüme hedeflerine ulaşma potansiyelini ciddi şekilde tehdit ediyor.
Sektör temsilcileri, ihracatın yeniden tohumlanabilmesi için ‘3’ü 1 arada’ olarak tabir edilen bir çözümün acilen hayata geçirilmesini talep ediyor. Bu çözümün temel unsurları arasında, finansman giderlerini kontrol altında tutacak bir yapı, döviz kurunun ihracatçının maliyetleriyle paralel hareket etmesi ve enflasyonun istikrarın sağlanması yer alıyor. Sektör lideri Gültepe, ‘Dış kapının anahtarı da fiyat. İçerde ne yaparsak yapalım anahtarı bulamazsak çıkamayız’ diyerek, fiyatlandırma konusunda ciddi bir dönüşümün gerekliliğini vurguladı.
Günümüz piyasasında, Türkiye’nin rekabet gücünü zayıflatan en önemli faktörlerden biri, girdi maliyetlerindeki aşırı artış. Bu artış, fiyatlama yeteneğini neredeyse sıfıra indirmiş durumda. Türkiye, Asya’nın düşük maliyetli üretim merkezleriyle Avrupa’daki benzer rekabet gücüne sahip firmalar arasında sıkışmış durumda. Polonya, Macaristan, Romanya ve Bulgaristan gibi ülkeler, Türkiye’nin pahalı kalması durumunu fırsat bilerek pazar paylarını artırmakta. ABD’nin kotalarının ardından Çin’in Türkiye’ye yönelik ihracat hacmini artırması da rekabet baskısını daha da yükseltiyor. Bu durum, Türkiye’nin küresel ihracat gelirlerinden aldığı payın son iki yılda düşmesine neden oluyor.
Sektör temsilcileri, bu zorlu koşullarda hayatta kalabilmek için ihracatçılara ‘işimiz üretim’ mottasıyla hareket etme ve güncel maliyetleri göz önünde bulundurarak fiyatlandırma stratejileri geliştirme çağrısında bulunuyor. Ancak, sadece üretim kapasitesini artırmak yeterli değil. Türkiye’nin rekabet gücünü yeniden kazanabilmesi için, devlet desteği ve teknolojik yatırımların yanı sıra, fiyatlandırma konusunda stratejik bir yaklaşım sergilemesi gerekiyor. Aksi takdirde, firmalar hem pazar paylarını kaybedecek hem de dönüşüm projelerine kaynak ayırma imkanını yitirecek.”} çağrısında bulundu.