Türkiye Büyük Millet Meclisi, bugün bir kez daha derin bir üzüntüye sahne oldu. CHP'nin kıymetli milletvekili Orhan Sür'ün vefatı, parti içinde ve siyasi çevrelerde büyük yankı uyandırdı. Sür'ün vasiatını gerçekleştirmek amacıyla düzenlenen cenaze töreni, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP Grup Başkanı Özgür Özel'in ilk kez yan yana gelmelerine zemin hazırladı. Törenin anlamı, sadece bir siyasetçinin kaybıyla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda iki liderin farklı görüşlere sahip olmalarına rağmen ortak bir acı içinde buluşmasıyla da dikkat çekici hale geldi.
Meclis'teki törende, Sür'ün hayatının önemli kilometre taşları hatırlatılırken, onun inşaat sektöründeki uzmanlığı ve Balıkesir milletvekili olarak Parlamento'daki rolü de vurgulandı. 1951 Balıkesir doğumlu, İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Jeodezi ve Fotogrametri Bölümü’nden mezun olan Sür, uzun yıllar boyunca harita mühendisi olarak görev yapmış, 22. Dönem’de CHP’den Balıkesir Milletvekili olarak seçilerek ülkesine hizmet etmiştir. Evli ve iki çocuk babası olan Sür’ün, hayatı boyunca gerçekleştirdiği projeler ve katkıları, siyasi arenada saygı ile anılacaktır. Tören, Sür’ün ailesi ve yakınları tarafından da yoğun bir şekilde takip edildi; taziyeler kabul edildi ve acıyla dolu anlar yaşandı.
Törenin en dikkat çekici anlarından biri, Kılıçdaroğlu ve Özel’in tokalaşması oldu. Bu beklenmedik buluşma, CHP içindeki gerilimlerin bir nebze de olsa azalmasına ve ortak bir dayanışma ruhunun pekişmesine katkıda bulundu. Bu, siyasetin bazen duygusal bağların ve ortak acıların da önemini gözler önüne seren bir anı olarak tarihe geçebilir. Törenin ardından Özgür Özel, Meclis'teki makamına geri döndü, Kılıçdaroğlu ise Meclis'ten ayrıldı. Her iki liderin de bu acı olayda gösterdiği hassasiyet, siyasi arenada örnek bir davranış olarak kabul edildi.
Orhan Sür'ün cenazesi yarın Balıkesir'e uğurlanacak. Bu veda, hem Sür'ün ailesi hem de CHP teşkilatları için büyük bir acı olacaktır. Sür’ün mirası, Balıkesir’e yaptığı katkılar ve Türkiye’nin gelişimine yaptığı çalışmalarla sonsuza kadar yaşayacaktır. Bu üzücü olay, Türkiye’nin siyasi ve sosyal hayatında bir boşluk olarak kabul edilirken, aynı zamanda ortak değerlere ve dayanışmaya daha fazla önem verilmesi gerektiğini de hatırlatıyor.”} )CD>