Pekin, Washington'ın Cuba'daki son adımlarının uluslararası hukukun ve egemen devletlerin temel prensiplerine aykırı olduğunu açıkça belirtti. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning'in açıklamaları, ABD'nin Cuba'ya yönelik uyguladığı ekonomik ambargo ve baskı politikalarını eleştirerek, bu eylemlerin Cuba halkının hak ve özgürlüklerini ihlal ettiğini vurguladı. Sözcü Ning, bu durumun, uluslararası arenada hukukun üstünlüğünün ve devletler arasındaki saygı temelinin zedelenmesine neden olduğunu ifade etti.

Özellikle, eski Küba Devlet Başkanı Raul Castro Ruz hakkında çıkarılan tutuklama kararı, Pekin'de büyük tepkiyle karşılandı. Çin, bu tür yasal manipülasyonların Cuba'nın ulusal egemenliğini zayıflatma potansiyeline sahip olduğunu ve uluslararası hukukun uygulanabilirliğini sorguladığını belirtti. Çin hükümeti, Cuba'nın kendi kaderini tayin hakkına saygı gösterilmesi gerektiğini ve dış güçlerin bu sürece müdahil edilmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Bu durum, küresel diplomasi alanında yeni bir gerilimin habercisi olarak değerlendiriliyor.

ABD'nin, Florida Eyalet Başsavcılığı aracılığıyla Cuba'ya yönelik sürdürdüğü bu tür yaptırımlar, uluslararası toplum tarafından da eleştiriliyor. Pekin, bu tür zorlayıcı yöntemlerin, Cuba'daki sorunların çözümüne katkı sağlamadığını, aksine durumu daha da kötüleştireceğini savundu. Çin, Cuba ile ilişkilerinin güçlenmesini ve ortak projelerin hayata geçirilmesini desteklerken, ABD'ye de diyalog ve işbirliğine açık olduğunu hatırlattı.

Bu gelişmelerin yanı sıra, Türkiye'den de Cuba'ya yönelik destek mesajları geldi. Muş'un Malazgirt ilçesinde yaşanan talihsiz bir trafik kazasında iki kişinin hayatını kaybetmesi, küresel siyaset arenasında yaşanan bu gerilimin sadece bir örneği olarak değerlendiriliyor. Çin'in Cuba'ya desteği, uluslararası hukuk ve adalet ilkeleri doğrultusunda, küresel siyasetin dengelerini yeniden şekillendirme potansiyeline sahip.