İsrail istihbaratı, İran’ın nükleer programını ve askeri altyapısını devre dışı bırakma hedefiyle, karmaşık bir operasyon için son hazırlıklarını tamamlıyor. Bu operasyon, uzun süredir devam eden gerilimlerin ve özellikle ABD’nin İran’a yönelik caydırıcılık politikalarının yeniden şekillenmesine yönelik önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Ancak, operasyonun tam olarak hayata geçirilip geçirilmeyeceği, ABD Başkanı Trump’ın ara seçimler öncesindeki hassas siyasi duruşuyla doğrudan bağlantılı.
Financial Times’ın özel kaynaklarına dayanan bilgilere göre, İsrail hükümeti, Başbakan Netanyahu liderliğinde, İran’a yönelik bir dizi hedefi içeren kapsamlı bir saldırı planı hazırladı. Bu plan, sadece askeri tesisleri değil, aynı zamanda kritik altyapı unsurları – enerji santrallerini, iletişim ağlarını ve yönetimin merkezi konumlarını – da kapsıyor. Ancak, bu planın uygulanabilirliği, Trump’ın 3 Kasım’da yapılacak seçimler öncesinde herhangi bir bölgesel gerilimin tırmanmasına karşı koyma kararlılığıyla yakından örtüşüyor.
Saldırının yoğunluğu, şubat ayında ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen benzer operasyonlardan daha artırılmış durumda. Hedeflerin, özellikle sivil altyapı tesislerinin vurulmasıyla ilgili hassasiyet, Trump’ın ekibinin dikkatli bir şekilde değerlendirdiği bir konu. Bu durum, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in bu hafta İsrail’i ziyaret ederek Netanyahu ve diğer üst düzey yetkililerle yaptığı görüşmelerin de temelini oluşturuyor. Görüşmelerde, daha önce belirlenmiş hedeflerin yanı sıra, yeni istihbarat bilgilerine dayalı olarak güncellenmiş bir hedef listesi sunuldu. Bu liste, ABD’nin endişelerini gidermeyi ve operasyonun potansiyel sonuçlarını minimize etmeyi amaçlıyor.
Ancak, bu karmaşık senaryoda kritik bir nokta, Trump’ın nihai kararı. Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Anna Kelly’nin açıklamaları, ABD’nin ara seçimlerden önce İran’a yönelik herhangi bir saldırı gerçekleştirmeyeceğini teyit etse de, Financial Times’ın kaynakları Trump’ın bu konudaki otoritesini vurguluyor. Bu durum, bölgede enerji fiyatlarının yükselmesi, ABD güçlerinin yeniden savaşa dahil olma riski ve Körfez ülkelerinin güvenliğine yönelik endişeler gibi önemli sonuçları beraberinde getirebilir. Önümüzdeki haftalarda, bu belirsizliğin çözülüp çözülmeyeceği ve İsrail’in operasyon planının hayata geçirilebilir olup olmayacağı kritik bir sınavın altına girecek.