Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB), küresel finans arenasında euro'nun etkinliğini artırma hedefi doğrultusunda attığı adımlar, dikkat çekici bir dönüşüme sahne oluyor. ECB Yönetim Kurulu Üyesi Philip Lane'in 21 Ekim'de Şanghay'da yaptığı konuşmada, ECB'nin EUREP adı verilen likidite mekanizmasına son altı ayda 30'dan fazla merkez bankasının ilgi göstermesiyle, euro'nun uluslararası alandaki kabulünün hız kazanması bekleniyor. Bu durum, ECB'nin uluslararası para piyasalarındaki rolünü güçlendirme çabalarının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
EUREP mekanizması, Euro Bölgesi dışındaki merkez bankalarının, finansal piyasalarda yaşanan likidite sıkışıklığı gibi durumlarda kısa vadeli euro temin etmelerine olanak tanıyor. Bu sayede, hem uluslararası finans işlemlerinde euro'nun kullanımının desteklenmesi hedefleniyor, hem de Euro Bölgesi dışındaki likidite sorunlarının Avrupa piyasalarına olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi amaçlanıyor. Özellikle doların küresel finans sistemindeki baskınlığının sorgulandığı bu dönemde, euronun uluslararası alanda yaygınlaşmasına katkı sağlayacak önemli bir araç olarak öne çıkıyor.
Ancak, 30'dan fazla merkez bankasının EUREP'ye ilgi göstermesi, tüm kurumların sisteme dahil olduğu anlamına gelmiyor. ECB, ilgilenen merkez bankalarının isimlerini ve ülkelerine göre dağılımını henüz kamuoyuyla paylaşmadı. Bu kurumların, ECB'nin belirlediği belirli koşulları sağlaması gerekiyor: Yüksek kaliteli menkul kıymetler karşılığında euro teminatı sunmaları, kara para aklama, terörizmin finansmanı ve uluslararası yaptırımlar gibi riskleri minimize etmeleri ve finansal riskleri azaltmaya yönelik şartları yerine getirmeleri gerekmekte. Bu kısıtlamalar, sistemin güvenliğini ve istikrarını sağlamak amacıyla konulmuş önemli engeller.
EUREP, 2026 yılında kapsamı genişletilen bir sistem olarak hizmet verecek. Uygun görülen her merkez bankasına 50 milyar euroya kadar finansman limiti tanımlanabiliyor. Bu, tek bir merkez bankasının erişebileceği azami tutarı ifade ediyor ve bütün ülkeler için ayrılmış ortak bir fonun büyüklüğü anlamına gelmiyor. Başvuran merkez bankasının, borçlanabilmesi için euro cinsinden yüksek kaliteli menkul kıymetler sunması gerekiyor. Bu menkul kıymetlerin, ECB'nin belirlediği teminat koşullarını karşılaması ve işlemlerin vadesi 1 ile 1 hafta arasında değişebiliyor. Bu sistem, piyasalarda olağan finansman koşulları sürdüğü müddetçe merkez bankalarının ihtiyaçlarını normal piyasa kanallarından karşılamalarını teşvik etmeyi amaçlıyor. Ancak, finansal stres dönemlerinde devreye giren bu mekanizma, merkez bankalarına kısa vadeli euro temini konusunda alternatif bir güvence sağlıyor. Bu durum, Avrupa'nın finansal istikrarı için önemli bir destek oluşturuyor.