Küresel metallerdeki hareketliliğin merkezinde bakır yer alıyor. Son dönemde ortaya çıkan en belirgin trend, bakır sevkiyatlarının ağırlıklı olarak ABD'ye kayması ve bunun Avrupa'daki teslimat primlerinin rekor seviyelere ulaşmasına yol açması. Borsalardaki toplam stokların yaklaşık %70'inin Amerikan depolarında toplanması, arzın coğrafi dağılımında ciddi bir sapma olduğunu gösteriyor. Bu durum, Avrupa'da tedarik zincirlerinde yaşanan potansiyel aksaklıklar ve fiyat oynaklıkları konusunda endişeleri artırıyor.
Londra Metal Borsası (LME) ve Şanghay Menkul Birliği Borsası (SHFE) gibi küresel platformlarda da benzer gelişmeler yaşanıyor. LME'deki üç aylık bakır vadeli kontratı, açılışta %0,14 artışla 14.440 dolara yükselirken, Şanghay’da kasım vadeli kontrat %0,58 kazanca ulaşarak 109.820 yuana ulaştı. Bu artışlar, arz sıkışıklığına dair beklentileri destekliyor.
Bu dönüşümün arkasında yatan temel neden, ABD’nin bakır ithalatına ilişkin başlattığı soruşturma ve bu soruşturma kapsamında uygulanan tarifeler. Bu belirsizlik, şirketleri daha güvenli bir pazarda, yani ABD’de depolama ve teslimat yapmaya yönlendiriyor. Codelco gibi önemli bakır üreticileri, Avrupa’ya 2027 teslimatları için ton başına 350 dolar prim talep ederken, Aurubis de referans fiyat üzerine eklenen primde %10’luk bir artışla tarihi zirveye ulaştı. Bu prim talepleri, Avrupa’daki talebin artışını ve arzın yetersiz kalışını gözler önüne seriyor.
Piyasada doların zayıflaması da metal fiyatlarını destekliyor. Doların değer kaybı, metalleri diğer para birimleriyle alım yapmayı daha cazip hale getiriyor. Ayrıca, Reuters anketine göre ekonomistlerin büyük çoğunluğu, Fed’in Ekim ayında faizleri sabit tutacağını ve Aralık ayında artıracağını öngörürken, piyasa beklentileri de metal fiyatlarını etkilemeye devam ediyor. Nikel gibi diğer metallerde de benzer yükselişler gözlemlenirken, piyasa oyuncuları arz-talep dengesini ve jeopolitik riskleri yakından takip etmeye devam ediyor.